De Ki
Tren garlarına gitmek isterdik.
Rengince dökülen yapraklar olmasa bu sonbaharı da sevmezdik.
Küçük bir adam gibi kısaldı yokluğum.
Sanki anavatan gibi kusuyor bu zindanlar.
Tutunup bir müzik notasının ortasında.
Gıygıylı bir sonbahar dileğiyle, bu şehirde hüzzam makamına.
Küçücük ayakları, öpülesi topukları, tam da şurada kalmış ya dokunulmazlık.
Küfürler edilmiş, çizilmiş, fahişe gibi dolanmışız.
Her elimi attığımda, değişmiş bataklık rengi.
Boğula boğula yaşamışız, sonbahar isyanlarını.
Elime değince patlamamış bu mısırlar.
Bir fahişenin tabut örtüsü gibi, yemyeşilsin sonbaharına.
Dualar, dokunaklı bir gavur.
Ağır gibi kızgın serçe parmakları.
Ekmek kırıntıları gibi dağılan Afyonkarahisar.
Sabah ezanlarında pencereme dolan kuşlar.
Vapurlar geçiyor gönlümün ' sen ' semalarına.
Saatleri geri alıyorum.
Kelimeler kısalıyor.
İdam sehpasında çay demliyor, çocuklarımız.