Elazığ-London Temptation
çiçek çocuklarını gördünüz mü
diye sesleniyordu
pencereden yaşlı bir teyze
yetişemedim dedim.
üzgünüm az evvel geçmişler
doğumumdan evvel
uzun saçlıymışlar, düşük kemer, pensli gömlek
sakalları varmış, yumurta topuk, paçalar geniş
kızı, oğlanı cesurmuş
ve bir o kadar
savaşçı özgürlüklerine
güldü
oysa
kan ağlaması tutmuştu bloklarımı
aklımda ellibirinci bölge
sendeleye sendeleye yürüdüm birkaç adım
mevlütanlar çıktı önüme
sizi arıyordum. dedim
bi rahmet okuyun elliikisine
kendime geleyim
geleyimde ferhat gibi
d/ağları deleyim orta sahadan
uzatmaya gitmeden damarım'daki RH asil
have a sit please
hele gardaş. dedi biri
yorulmuşsun sen
elazığ-london temptation
bir muhabbet başladı aramızda
ama siz diyecek oldum
sarığa bakma sen
cübbe de italyan dikimi
lakin hatmettik kuranı
öyle istiyor memleket iklimi
dedi.
sam amcaya benzeyen
ne güzel bir tesadüf bu
dedim.
tam adamına çattınız
how long have you been here yarenler
welcome to notebook hele
dize ikram eder gönül
sürer kalayı beyin göçüne
gakkoş musun gardaş
dedi. biri
he dedim
hepimiz gakkoş
hepimiz laz
efe'dir kimi, kimi haylaz
tepesi atmaya gör
mevzu bahis şiirse
kalkalım. dedi biri, yüzecek derimizi
herif poet çıktı, God bless gerimizi...
Vaha