Esîr-i Aşk
ânıyken vakt-i fecr
hazetmem ya !
bir hâdisedir cereyân eder dimağımda
velâkin ;
bir şarkının güftesinde
hüzne boğulurken hüzzam makamında
durdurmak ne mümkün el etsem gözlerime
' erkekler ağlamaz ' diyen bir şarkıda
ağladığın anlar geliyor aklıma
hangi yağmur tanesindeyse adın
o an salıveriyorum ...
birikmiş ne kadar hasretlik varsa
değil mi ki mevsim sonbahar
yürekte har ziyadesiyle
vakt-i âhir ;
bir râzılık çöküyor omuzlarıma
sensizliğin kol gezdiği zindan gecelerde
yokluğunun kamburu bükerken belimi
bir lokma sevdalıkları azık edip gelesin diye
ağıtlar yazıyorum rüzgârın sesine...
dilimde lâl vurgunların sitemi
tüm esvapların ardına gizlenmiş ervâhın
üryan çığlığı bu
avazı ayazına karışmış
üşüyorum ...
kamer henüz değmemişken tenime
külfet olsa da
örfen olsa da...
gel gönül haneme !!!
ay doldu yıl oldu
yalnızlığın emanet dokunuşlarını bıraktığından beri
tükenmiş umutları sıvazlıyorum
gel ...
efsun gözlerde kaybolmanın vaktidir
vaktidir gel !
uçurumlarda yüreğim
çocukça deme bana
inan ki ;
z/amansız bir çıkış çocukluktan
vakti henüz çok erken
vakti geç kalmışken sevmelere
sezâ mı gidişin ?
gör bak ölüyoruz !!!
her pâremde bin ezâ
' acı çekerken bu esîr-i aşkın'
henüz çok erken
vakitsiz gidişin...