Giderken
sokakların ıssız bir yerleri olmalı
ne zaman sana kaçsam bulunmalıyım kaldırımlarında
ne zaman değse tozları yaşanmışlıkların
topuklarıma
bir türkü tutturmalıyım içinden şiirler geçen..
kulağı kesik bir ızdırap üflemeliyim
ezmeden bozmadan renkleri..
tepeden tırnağa gotik bezeli bedenim
ilkel dokunuşların çırılçıplak haykırışlarında
kobalt mavisinden inmeli gizlediğim dehlizlerine
satırları üşümüş bir şaire sıcak bir nefes üflemeliyim
avuçlarıma ay değmeli
ışığında ıslanmalı kader çizgim
yüreğim bir melodi
defalarca söylenmeliyim..
takvimler geriye koşarken zamana inat
ilk aşk mektubu kadar masum satırlarında
o esmer gülüşlü yeni yetme delikanlıyı bulmalıyım
saklambaç oyunları kadar çocuk kalmalı sokaklar
bir merdiveni iner gibi inmeliyim yüreğinden
omuzlarım sırtlanmış yaşamak denen yükü
çırılçıplak gözlerinden düşmeliyim..
bu şehrin sen kokan bir yerleri olmalı
ne zaman kaçsam varmalıyım gözlerim kapalı
ne zaman çırpınsam serçe telaşlarımda
bağrıma vuran hasretliklerine inat
şarkılar söylemeliyim içinde sevişmekler geçen..
dudağımın kıyısında bir gelincik açmalı
derdinle beslenen..
nihayete erebileceğim sonu hissedebilmeliyim
derisini döken bir yılan gibi
soğuk ve ihtişamlı terk edebilmeliyim
emanet saydığım bu bedeni..
kendine yabancılaşan bir lisan kadar
dram içermeli gidişim..
acıyan yanlarıma bir tutam van gogh sarısı sürmeliyim..
en kırmızısından vurmalıyım darbelerini fırçamın
çırılçıplak değmeli tenime..
sen olan bir köşesi bulunmalı tuvalimin
ekmeği kutsar gibi önce dudaklarıma
sonra alnıma değdirmeliyim
ve secde eder gibi her sabah yönelmeli
elim
bedenim
yüreğim
her gece senle mumları söndürmeliyim..
s.k.e
ikimayıs2bin9