Gitme Liza
Mehtapları söndürüp nereye bayan yalnızlık ?
Leylak kokan bu mahalleye kan kusup,
Üstelik bu hercai sokaklara beni tükürüp
Sonra en görkemli yıldıza bir tetik düşürüp nereye gidiyorsun ?
Yıldız döken bu gecenin altında beni kahredip,
Mor yüzüme sırt dönüp,çehresizce yürüyorsun .
Üstelik sebepsiz...
Üstelik eflatun sularla büyüttüğüm mimozaları,
Karıncaların gözleri önünde hicrana boğarak gidiyorsun .
Konuş benimle ateş ve su aşkına !
Bütün sorulara susup,
Bana böyle kan kusup, yalnızlığı çağırıp bana gitme !
Gidersen fırtınalar kopacak yüzünden biliyorsun
Biliyorsun kırılacak teknemin eskimiş sütunları
Yelkenlerim diplere çekilicek sonra gözleri önünde martıların .
Sevimsiz nakaratlar mırıldayıp imbatlara durma öyle liza
Öylece susma çığlıklarıma mona liza
Umutlarımı eteklerinden uçurumlara döküp,
Saçlarını savurup omuzlarına rüzgârların,
ve Yüzümün aynalarına hicranlar bulaştırıp gitme .
Bu masmavi temmuzu bir kiprit çöpüyle yakıp,
Lanetleyip bütün öfkenle beni ve kelebekleri,
Benliğimi bu dipsiz gezegene gömüp,
Efsunlu duygularını haykırıp gidiyorsun öyle mi ?
Diline doladığın, bana gri özlemler taşıyan şarkıları mırıldayıp
Menekşelere ve papatyalara utanmadan küfredip git !
Ömrümün baharını katledip umarsızca
Git mona liza !
git; beni sahipsiz ölülerin en ırak mahzenine vefasızca savurup .