İkisi Bir Arada
Geçenlerde şöyle bir replik okudum;
erkek : ama daha ne olsun, ne olsun?
kadın : aşk olsun, aşk olmazsa meşk olsun, o da olmazsa aç koynunu kuş konsun
erkek : ama sen özelsin ve güzelsin, gel gitme, et/mee.
kadın : kara kızın, kısa kayışını kasışına kızmayışına şaşmamışsında, sarı kazın kızıp kıyıyı kazışına şaşıp kalmışsın
erkek : gerçekten mi? sen de seviyor musun?
kadın : sevgiler, selamlar.
erkek : hem gönülçelen, hem de dilşikestim, bazen dindar bazen de ateistim, gündüz no, gece yes'im
kadın : dimi dimi, güzel slogan
erkek : defol git, hayır gel, tepemin tasını attırma, ne tatlı şeysin sen, hain, güzel kadın, sevgimi haketmiyorsun, yok ben seni haketmiyorum, yakarım, canımsın derim bak
kadın : el alem ala dana aldı aladanalandı da, biz bi ala dana alıp aladanalanamadık
erkek : ben narsızım arsız, sense nar, ıpıssız
kadın : pardon, olaya fransız kaldım?
erkek : ne buluyorsun şu adamda, onda olup da, bende olmayan ne var?
kadın : bi risotto yapıyo, dehşet, parmaklarını yersin, çokça.
O'NA
Birkaç sözüm vardır, sana şifahi
Öz yazacam uzunsa da izahı
Kahı ciddiyetle, kah da mizahi
Ağlayarak efkar ezersin şimdi
Ayyaş gibi meczup gezersin şimdi
Ağzına ne gelirse söylüyorsun
Kendin çalıp kendine üflüyorsun
Bilmezsin aslında ne eyliyorsun
Halini duyunca sezersin şimdi
Sokakta don paça gezersin şimdi
Sen kraldın, paşaydın, nam'ın tekdi
Eğilip bükülmezdin şan'ın tekdi
Konaklar sahibiydin hanın tekdi
Dilenci olmuşsun gezersin şimdi
Yalvar yakar name düzersin şimdi
Dara düşünce kanatsız meleksin
Zoru görünce zalimsin, keleksin
Çöpte sinek, deryalarda semeksin
Bir selama muhtaç göçersin şimdi
Doğmamışa donu biçersin şimdi
Yoktur senin için aşkın anlamı
Lav'lamı beslendin yoksa kanla mı?
Sevmeyen sevmez ve gelmez, zorla mı?
Döşe vurup, bağrın deşersin şimdi
Iskartaya, boşa düşersin şimdi
Her güzelliğe leke kondurmuşsun
Adına aşk bu deyip, kudurmuşsun
Aklınsıra herkesi sindirmişsin
Aşkı Uranüsten izlersin şimdi
Enini boyunu düzlersin şimdi
Dimağını egoyla şişirmişsin
Utanmazsın, hayayı pişirmişsin
Edebini yolda mı düşürmüşsün?
Yüz düşürüp arsız gezersin şimdi
Haliyle de, yarsız gezersin şimdi
Adın jurnallerde meşhur olmuşsun
Yakup'un soyundan Aşer olmuşsun
Karun sevetine öşür olmuşsun
Çölde yalınayak gezersin şimdi
Leyla'na şiirler düzersin şimdi
Söz tutacak adam ki, adam ola
Nasihatla gelmiyorsun düz yola
Bedevi, medeni olmaz ki zorla
Merkep gibi yüklü, hedersin şimdi
Semerine sitem edersin şimdi
Duydum ki, epeyce dar günündesin
Kendi yurdunda bile sürgündesin
El aşk tazeliyor, sen ne haldesin?
Rakıyı şaraba katarsın şimdi
Bir pula dünyayı satarsın şimdi
Tanırdım seni, sen ne has uşaktın
Gökkuşağında mor renkli kuşaktın
Dağlarda goncaydın, güldün başaktın
Kaktüs gibi, diken seçersin şimdi
Herdem, ektiğini biçersin şimdi
Bazen çoban bazen uslu koyunsun
Senarist değilsin, sen oyuncusun
Neslin tükendi, sen sonuncusun
Kel başına tarak gezersin şimdi
Oy ağlama, beni üzersin şimdi
Derdin varsa, korkma vardır ilacı
Sözle nasıl iyi edem kıraçı
Ben besledim büyüttüm o ağacı
Sende budak budak gezersin şimdi
Çölü yaprak yaprak bezersin şimdi
Halin kalmamış, dünyadan geçmişsin
Eller toyda, sen yaslara geçmişsin
Hey hey bitmiş, vayvaylara geçmişsin
Kabristan da mezar seçersin şimdi
Kumaşçıda kefen ölçersin şimdi
Ün kazanmak, meşhur olmak isterdin
Villada şatoda kalmak isterdin
Altına mersedes almak isterdin
Cep delik, mide aç gezersin şimdi
Parkta aşıkları süzersin şimdi
Uyan uysun ben uymam yasağına
Hasarı yazak kimin hesabına?
Azdır, on misli düşer nisabına
Dilencisin aşk dilenirsin şimdi
Efor lazım, elenirsin şimdi
Halin yazıp sana sille vurmuşum
Hatta yüreğine gülle vurmuşum
Torpidoyla, mitralyözle vurmuşum
Durmaz, tabib tabib gezersin şimdi
Protez dil dudak gezersin şimdi
Yaran çok derindir, hadi sar da gel
On rekat tövbe namazı kıl da gel
Eksik olsun variyetin, insan ol da gel
Defolu yiyince şaşarsın şimdi
Her kemiğe atlar, koşarsın şimdi
SANA
" Bir yudum sen olsaydın, avuçlarımda tutsak
Bir yudum sen olsaydın, sessizliğime ortak
Yetmiyor gecelerce hayalinle avunmak
Yetmiyor saatlerce aşka sitem savurmak
Sen olsaydın..."
Şöyle geçmişe dönüp bakıyorum da
Ne çok incitmişim seni, yaralamış, üzmüşüm
Belki şımarıklık, belki vurdumduymazlık
Cahillik belki de, bilmiyorum
Ama ne olursa olsun
Sınırları/mızı bu kadar zorlamam sanmıştım.
Küsüp küsüp barışmalarımız
Uzun bir yolculuğun tam ortasında
Mola vermek gibiydi oysa
Çaylarımızı içip, mola bitiminde yola devam ediyorduk
Hiçbir zaman yolda kalmayız sanmıştım.
Cesaretim olurdun
Utangaçlığına sığınırken sevdamın
Esaretim olurdun
Yüreğimi ellerine emanet ederdim
Kulağına sesimi, göğsüne nefesimi
Soluğum/uz sonsuza dek tükenmez sanmıştım.
Ne zaman tartışsak seninle
Günlerce odamın duvarlarında kaybolurdum
Kaybolmazdım, ben de duvar olurdum
Çareyi ıpıssız kuytu'lara saklanmakta bulurdum
Kaçmak ve susmak, çözüm olur sanmıştım.
Çok yordum seni, biliyorum
Hataları, başka hatalarla onarmaya çalıştım
Yine de pişmanlıklarım, hatalarıma kefaret olur derdim
Silgim, kalemimden önce tükenmez sanmıştım.
Ne zaman bir çiy tanesi gibi dokunsan avuçlarıma
Bize göz kırpardı, renklerine sığındığımız akşam güneşi
Gece olunca ay, nereye gitsek peşimizden gelirdi
Karanlık günler de oluyormuş hayatta meğer
Işığım/ız hiçbir zaman sönmez sanmıştım.
Keşke daha bir temkinli adımlasaydım yolları
Böyle örselemeseydim duyguları/mızı
Özenle sarıp saklasaydım anıları/mızı
Sevdamı/zı bu kadar incitmem sanmıştım.
Şimdi bir yanımı paslı mengeye bağlayıp
Koparırcasına sıkmak geliyor içimden
Acıya mı ihtiyacım var ki?hayır
Birikmiş acılarımı, belki taze bir acıyla bastırırım diyorum
Dünler, bizden böyle acımasızca hesap sormaz sanmıştım.
Şimdi
Gözlerin yeniden doğdu ya bu kente
Karanlığa inat, tekrar filizlenecek sevdamız
Artık ayrılık yok
Cehenneme bile seninle gelirim
Kahrolası zaman, bizi bu kadar eskitmez sanmıştım.
Sen yine sev, ben yenileyim
Biz sevelim, hasretler, ayrılıklar yenilsin
Elleri öpülesi kadınsın, biliyor musun?
Yaptığım onca hatadan sonra
Beni bir daha affetmezsin sanmıştım.
Şimdi sen, kendine diyeceksin ki;
"Acaba ben hiç mi hata yapmadım?"
Diyecek misin?
Sen bu soruyu vicdanına soradur
Ben bütün kötü anıları sandığa kitleyip, anahtarı denize attım...
" Dudaklarım mutluluk içerdi, sen olsaydın
Dilimdeki suskunluk biterdi, sen olsaydın
Zamanında sevmeyi, acıları ezmeyi
Doya doya gülmeyi, yaşardık sen olsaydın..."