İnşirah
Bir ıslak şarkının içinden seçtiğim/verdiğim söz
Tasa etmez simasını tellendirir dumanlı başı
Yürür aklının derinlerinden kalbine, isyanı
Seyyahı beyza hevesim zerre dokunmaz nefesi
İklimsiz bad-ı saba şimdi tenimde her süflî söz
Kabil değil ihtimalsiz çıkışların ve tutulması yok ölümün seyri
Kendimin izinde giderken avazeden/çıkıp şirazeden
Kendi tenhalığında korkarak akan ey göz yaşım
Kurşun rengine dönmeden aklımın zeval karanlığı
Yarım uykularım sınırsız şüphelerime duvarsız sabır
Harabeyim yıkık dökük, terk-i diyar öncesi son bakış
Divane bir başıboşlukla geçirdiğim çokça acabalarım
Dehlizlerini kaç kere balçıkla doldurduğum kaçaklarım
Tensiz bir gurbeti söndürmek göz karasında taşımak beni çaresiz
Her hikayede birikir her masalda biraz yoğrulurum
Ülfetine sığındığım gevher-i silsileye acuze bir tutkuyla
Nasırları acıtırken zul gelmez kayıplarımın bıraktıkları
Alaycı bir gülüş düşürür gözlerin sereserpe değişken
Taşırken yağmur efsunlu bir sabahı gül mevsimine
Hasat edecek dilimin biriktirdiklerini parmaklarım
Aşk kere can kere bileceğim inkarında neler gizlidir bir dilin
Nil kadar yorgunum onca zamane-yi sırrı demden
İlk çıngı aşk ile dil-i figan kopunca alevlendi birden
Hangi aklımın hudutlarında gece nöbetleri ihbar-ı suç, gaflet
Kendi semasında dolanırken bir heves, beyaz bir güvercin aşk
Yirmibeşağustosikibindokuz