İstanbul
Gece yarısına on kala kesik kesik gece elbisenle caddede sen
Deniz gözlerindeki mavimsi ışık artk yok nitekim,
Yine saf ve temiz cennetinin yerini aldı cehennem
Lakin sana makyajla kapanmış kırışıklıklar ve edepsiz bir bakış hakim...
Martı kokmaz oldu boynunda, yeşile çalan saçların kırlaştı.
Kalmadı arnavut kaldırımların kıskandığı şarap kadından bir ser,
Çabalar artık kifayetsiz,
Geride vücuduna bulaşmış kan ve bir damla ter...
Ve sen artık sayısız karmaşaya gebe,
Çehrende alışkın olduğun ıslak, anlamsız bir tebessüm...
Ertesi gün hapları çaresiz,
Sayısız kürtaja esirsin yine...
Sen hani taze kadın olmuştun?
Bu estetik niye!
Kalabalık sukünetten uzak bakışlar üstüne üstüne...
Sebep miydi bu kanser hücrelerinin acımasız artışı,
Kadınım; İstanbul aldırmıyorum artık
Özledim seni kefaretsizce...