İtme Beni Kalbimden
Önce dingin denizde hüznümle yüzdüm ben,
yalnızlığım buz gibi mezar gibi sarmış ruhumu farkedemeden,
bir bilsen kalbim yanıyor!
Meğer içimde bir volkan faaliyetiyle benliğim erimiş hiç anlamadan,
sevemeden,
ağlayamadan,
yavaşca ölmüş kalbim; direnmeden söyleyemeden!
sonsuzluğa bakan mermerden bu pencere;
baktığım ama dışarıdan görünmeden,
gör beni ne olur!
duy desem,
bilirim geçit vermez bu sert, bu kalın duygusuz mermer;
izin vermez vuslata,
dönsem bir kerecik kalbinin sıcağına,
hani sırların o sinsi kaleler muazzamı olan güzergaha!
anladım ki senin fatihin senmişsin!
bense meğer sırlı kalp aynandaki çoçuk gülüşü mühimsizliğindeki önemsiz yansıma,
geçici yanılsama.
Artık öğrendim bendeki beni;
donmuş sonsuzlukta sıfır zamanda,
kendi bedeninde mahkum kalmış, ürkmüş çaresiz bir acıymış meğer bu bedendeki.
Bağrımdan itme ne olur beni!
alıp gitmesi çok mu kolay sanki?
giderim yollarla, gecelerce!
kimsesizlik kalabalığında değilim ki!
sensizlik kimsesizliği bürümüş ateş gibi içimi
acıyor hala çok acıyor,
ne olur dokunma! bakma! açma! kapat üzerini ama yavaşca,
mantığın ayıplasa da,
aklın karşı cıksa da, biliyorum " sana gelememiş beceriksizi" bıraktın!
işte sen, sen olduğunu anladın.