Karanlık Çirkin Bakar Gözlerine
iki kabir arası sevdaların gizlendiği gözlerimde ,
ayrılığı büyütürken donmak nedir
bilen yoktu ....
avuçlarımda pohpohladığım cenazelerimin, uyku sesinde
bir çığlığı tanımlayan hiçbir nota yoktu ...
beni tanımadıLar sevgiLim...
yokLuğun öyLe bir siLmişki gözLerimi ,
aynaları çığrından çıkaran bir sülietin yokluğu
ne kadar acıtabilirdi ki kalpleri ...
beni unuttuLar sevdiğim ,
şiirLerim çocuk koynumda İsa'laşırken çarmıhta !...
/ bu sen misin, gözLerini yokluğuna asıp giden? /
....
tanıyamadığım iklimlerde buluyorum seni .
mecalsiz koşuyor rüzgar .
getirdiklerinden çoğunu kaybetmiş gibi ,
ellerin başka yerde , başka yerde gözlerin ...
öyle ki ,
yorganı bir parça kalpten ibarettir
bu soğuk sensizliğin ...
terkedilmiş bir yerimdeyken sesin
değişmeyen bir çığlık tarifini nasıl anlatabilir ;
kırıklarını kendine saplayan bir kalbin !
gittiğin gibi gel(e)meyecektin apaçık ! ...
beyazı yutmuş bir güneş ışığında
bir sabah hiçbir şey tozdan görünmeyecekti ...
/ oysa sadece karanlık nahoş bakardı gözlerime ... /
....
beni ölü görmüşler sevdiğim
ayak diplerinde kanlı prangalarımı görmüşler ...
evet !
bir ölü soğukluğuydu damarlarımda kımıldanan .
bir şehir dona kalırken avuçlarımda ,
hiç de üşümüyordun sen ,
ben yokken aklında !
birtanem ...
beni bana soruyorlar
ne garip !
oysa doğmamıştım ben daha
herhangi bir beyaz renginde .
ve hiç kimseyi tanıyamamıştım
yapayalnız tenimden hançerleri ayıklarken .
nakaratsız şarkılar kulağım da düpedüz ağıt,
ve notaları yanlış basıyorum
kapımda senin sesinden eser yok !
seni bana soruyorlar
tanımıyorum ... !
sensiz yürüdüğüm yoLLarda ayak izim dahi kaLmıyor.
geriye dönüp baktığımda ,
yokluğum tüm caddeLere karışmış...
oysa benim de ayak izlerim olmalıydı !
anılardan geriye döndüğümde bulabilmeliydım seni ...