Kendini Aramak
şimdi/öylesine
21:12
algısı bir sam yelinin kanatlarında
bunca beton karmaşasının içinde
dağdır rüyası taştır
bir kelebeğin rüzgâra kaptırması kendisini
ciğerlerime kadar işleyen
kekik kokulu
gür ormanların içinde soluklayın beni
derin hülyalar dan uyanarak
bir türküde vuruluyorum yine
"senden gider oldum "
mecaz yaşıyor artık yaralı ruhum
ve sen ey sonsuz ebed
yağmur toprağının bağışlayan esirgeyen kokusu
ve ikindi vakti açılacak bilinmez o son kapı
ölümle kardeşçe
kimi zaman bir isyanın ateşli soluğu
ve omuzlarım da
her seferin de
yenilginin dayanılmaz
apoletli zerafeti
koyunkoyunayız o sonsuz ve muğlak gerçekle
sustum ve kabullendim
ki artık daha mağrur ve gururluyum
kimsenin bilmediği acılardan geçtim
duvarların dilini çözdüm
ve sözcüklerin beş para etmediğini
ve karanlığın aydınlığa dönüştüğünü gördüm
gördüm bir karıncanın müthiş azmini
bir dağ ceylanının kapkara iri gözlerini
yol aradım yoluma ırmaklardan susuz geçerek
bir dilek ağacıydı gök
ve o derin boşlukta
sanki bir umuda asılmıştı yıldızların her biri
dedim ey ayna kimdir bu yansıyan benden uzak
pencereden bakınca
sorguladım bunca kiri
kokuşmuş şehirlerde
saçı sakalı birbirine karışmış
biz bir avuç uykusuz ve yorgun adam
derdimizi anlatmaya çalışıyoruz
yüreğimizin en derin ucundan
kapkara kesilmiş yüreklere
başka yürekler ki
dünya zindanında taş duvar kör pencere...
tek kanatlı bir kuşu düşün
düşün gidilmeden varılacak menzilleri
kan boğuluyorum artık
yaşamak dedikleri boş heveste...
kimdim
anın içindeki mi
yoksa göremediğim mi?
etiket:Ibn-i Arabi
"var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun"