Ölüm(süz) Cümleleri
Fahişeleriyle oynadıktan sonra onları öldüren çocuk ne bilsin
Bundan sonra alamayacağı tatların daha hangi yaralarına isabet edeceğini..
Ey masumiyet!
Bedenimi tavaf eden ellerini lanetliyorum
Beni kar tanelerinin beyazlığı altında bırak toprağın koynuna!
Bilincimi kristal fanusa koydukları vakit
Gün-yüzünü çoktan ruhuma dönmüştü
Evet bu bir agoni seramonisidir
Kısık sesli fahişelerin öykücülüğe soyunduğu
Mutlak gerçeğin melankolisi
-Neden ruhuma dokunmuyorsun? (diye sorduğunda)
-Seni boğmaktan korkuyorum! (demiştim)
Zira,
Beyaz boynundan süzülürken zevk nağmeleri
Kesik dilimin alamayacağı tatlar sunduğunun farkındayım
Ve dahi
Bileğimdeki pranganın diğer ucununda sende olduğundan..
Bırak yırtılsın direnişlerimin altın flamaları
Histerikli rüyalarımın güçlü köklerinde
Daha ne kadar sürer bu masal sence
Kinimi alkışlayan ellerim okşarken
Yamalı şefkatlerin açtığı yaradan sızan kan lekelerini
Bırak sağ yanımdan yürüsün karınca ayaklarıyla zalimliği takip eden cellatlar
Ellerindeki fenerler süslesin gölgeler panayırının kesif yolunu
Ebabil kolonisi uçsun sakin görünen katılaşmış bedenimin üstünde
Aşk zamanında hunharca yağmalanan
Matem otları yeşersin ayin mevsimlerinde
Ben ki,
Önce bütün aporia göçlerimi izledim
Yeni uzun soluklu ayrılık sancısı aldım kendime
Şehvetimin üstüne çivilenen sadakat sandukalarıyla
İçimin sökülüp denizi kirletmesine ağladım
Evet bu bir agoni seramonisidir
Ölümsüzlüğü ölüme hibe edebilecek kudrete sahip cinsinden hemde..