Ömrümün Yakamozu
Düşün ki kırpıntısız bir deniz de
durgun suların üstüne düşmüş ay parçası bir yakamozsun
senin rengin yosun yeşili
birden sıçrıyorsun oradan oraya
benim yüreğimde usul usul kanat çırpan martı sesleri
göz kırpıyorsun en derinlere en uzaklara
yanıp sönen sayısız yıldızlarca çoksun
bense rüzgar doldurmuşum efil efil kanatlarıma
süzüldükçe boşlukta
en sıcak yerlersin ve iklim
sana göçüyorum bir b/aşka mevsimden usulca
dalgasını arıyor kesişleme esen rüzgar
kıyı beklerken berraklıkla öpüşmeyi
çözülüyor sessizliğin dili
rahatsızlığın ötesinde akıyor zaman
durgun suların üstüne düşmüş
ay parçası bir yakamozsun
gamzelerinde gök
dudaklarında yıldızların rengi
çok uzaklardan gelmişsin yorgunluğundan belli
ufuk çizgisinde batarken güneş
benim içimde sonsuz büyüyen bir mavi
vazgeçilmez dokunuyoruz birbirimize
bulutlara yaslanır gibi
aşkın yeryüzüne seken pırıltısı oluyor adın
her zerrem yakamozlaşıyor ışıl ışıl
hani olur da
bir gün bir balıkçı ağında yakalanırız
sabahın en güzel yerinde
yada küçük bir sahil kasabasının kıyısına vururuz belki de
kim bilir?