Öykü
ufuktan sevdan doğmuş gamlı yüreğime
güneşten daha yakıcı seni düşünmelerim
istesem de elimde değil ,
söz geçiremiyorum ağlar yalnızlığına tutsak dilim
dağılıp parçalara bölünmüşüm
her yerim hazan , her dalım kırık
başa gelen çekilirmiş ya ,
sığındım şimdi ben gönlümün en gizli zulasına ,
bekliyorum
nereden bilirdim sürükleneceğimi
kuruyan sarı yapraklarla birlikte ,
toz bulutunda savrulacağımı
bir sağa , bir sola senin yüzünden
demir atıp limanına
lodostan köşe bucak kaçan tekneler gibi ,
dibi görünmeyen ıssız karanlık kuyularda
düşlerine yatacağımı her dem ,
tüm dış bağlantılarımı kapatıp bir süreliğine
kimselere görünmeden
gözlerine odaklanıp zaman avuçlarımdayken
öylesine bakakalacağımı
nereden bilirdim
nasıl , ne zaman doldurdun içime kendini ,
mıh gibi saplanıp kalmışım sana umarsız
nefes alıp verdiğimi , görüp duyduğumu , hissettiğimi
tam da unutmuşken sanki yeniden anımsadım ,
çiçekleri daha çok seviyorum şimdi ,
hiç görmediğim ağaçları
sesini tanımadığım kuşları
adını bile duymadığım böcekleri
merkezini yitirdiğim küçücük bir çemberin
içinde boğulup gitmişim
yaşamın kavga fırtınasında
içtiğim su , kokladığım çiçek , tuttuğum her dal
aldığım her nefes daha bir anlamlı artık
unuttum beni düşünce dehlizlerinde zorlayan ,
beynimi kemiren küf tutmuş duygularımı biliyor musun
kokuşmuş elemlerime tuz basıp en uzak köşeye fırlattım ,
şimdi hiçbiri yanımda değil
seninle aştım yıkılmış tüm köprülerimin üzerinden ,
yaşama sevincime yeniden sarıldım dört elle
içimdeki tüm sarayların ışıklarını açtım
arındım düşlerime yağdırdığın hicaz yağmurlarda
duyuyor musun ?
akan zamanın kuştüyü kollarına bıraktım kendimi
amaç mutlu olmaksa
mutluluğu yaşamaksa dopdolu ,
ben varım sonuna dek kalan yıllarım için
sevmeye , çok sevmeye hazırım şimdi seni
hem de ömür boyu
sen de varsan eğer , kabul edersen
yarım bırakmayalım olur mu
gel
mutlu bitsin bu kez öykünün sonu
07 / 2009 SIĞACIK