Özlese De Hormonsuz Sevişmelerini
ardını dönüp gitti dönmemek üzere bir daha
can yakan şeylerle dolu dünyaya
sentetik besinlerden çok önce kaçtı belki de
özlese de hormonsuz sevişmelerini toprakla
birleşip uzunca bir zaman
kurtulduğu için şimdi rahattır
mutludur belki de
yalnızlığı doyunca yaşarken yeni ülkesinde
isimsiz dişil- eril çiçekler...
-ışın demetlerini seyrediyordu mor ötesi yansılarla
göz ardı bellek koyaklarında gürültüsüz-
şanslı mıydı hatırası yok diye geride
buruk ya da hoş
-ikisi de-
şansız mı addetmeliydi kendini tersine
çok şeyden habersizken
önceden
henüz teknik gelişmemiş
yeni aletler üretmemişken insanlık
ölmemişken yani
yokken bu kadar hızlı arabalar
hızlı trenler ve uçaklar...
-yollar taşlı kalsaydı, bozulmasaydı engebeler...-
bir sudur içimizde delice akan bulanık
hayat bir damla sudur bağrı yanık
önünde sürükler ne çok insanları
çarpa çarpa taşlara her yerde dağınık
hayatlar yarım... ardından ağlar çocuk duygular
ağıtlar yükselir evlerin bacasından
dumana eş kapkara
göz yakan
ve soluk alış-verişi zorlayan
oluk oluk
bu akan yağmur değil
göklerden...
en kaliteli biber gazlarını(!) aratmayan
isot karışımlı nutuklar ağızlarda
ne kadar da acıtıyor insanı
(16.11.2012 / Elazığ )