Son Satır
o Temmuz akşamı
frezyalar kurmuştu sofrayı
kırmızıdan öte
bir kuş kondurmuştu şair saçlarına
ellerimizde mehtabın izleri
bir deniz sahnesi
-gözlerinde büyürken gökyüzü-
uzanıp senin göğsünde gülüşünü izlemiştik
büyülü bir rüya anımsaması
ama orada sen yoktun.
sokaklar mı sarhoştu, damlar mı uykuda
koşsak yetişecek olduğumuz çocukluğumuz, hatırla
-dizlerimiz yaralı, bükük iki masum dudak-
dalıp gitmiştik mehtaba, bir kırık sandal üstü
uzakta bir şehir vardı -ışıkları uyumuş-
"bugün de ölmedim anne" diyordu yine Ahmet
sen çekip giderken
benim kulaklarım çınlamamıştı.
o Temmuz akşamı
sadece sen kaldın o sofrada
köşesinde kaybolduğumuz bu şehirde
akıp giderken hayat
ve denizdeki balığın düşlerini saymazsak
kimse doğmadı bu şehirde
dilimde bir ismin kaldı
hayatın son satırları.
sonra bir sabah,
-deniz yine maviydi
çocuklar yine dizleri yaralı-
kimsenin haberi olmadan
her şeyimi o Temmuz akşamında bırakarak geçtim önünden
sen sadece cenazemi gördün.