Uykunun Omuzlarımdaki Ağırlığı
Bir gemiyle boğuldu okyanus,
Bir gök gürültüsü bağırdı kuşa:
Lütfen daha fazla konuşma, sus!
I.
Şimdi uyusam, uyanırım rûyamdan...
Gözlerim büyük,
Gözbebeklerim esniyor;
Sesini yitirdi hamuş.
Sustu sandım,
Bağırsaydı;
Elbet korkardım...
Gözbebeklerim irin!
Düş ve kâbus
Uykunun çocukları;
Ruhuma yapışmış kirdir...
Çünkü hepsinin mayası, sevgilim;
Ama hiç biri gerçek değildir.
Ağlasan baharlar perişan olur;
Gözyaşlarından yansıyan ışığı
Aydınlığım sandım, nur sandım...
Çünkü gülmemeyi sana hiç yakıştıramadım.
Utandım...
II.
Şaşırmış sanki,
Olmayışına düşüncelerimin...
Süzülen kuşlar,
Gökyüzüne düşmüş kir gibi.
İçimin sesi, ahh, bir çıksa dışına...
İşte o zaman gökyüzü konuşurdu;
Kuş cıvıltılarıyla...
Bir dünya çektim altına,
Maviliğine gökyüzümün.
Kaşındırıyor bulutları;
Kuş cıvıltıları,
Sandım...
Her yapma ağacın dallarında,
Meyve aradım;
Bir çakıl taşını benzettim eriğe
Ama tadını bulamadım...
III.
Üzerine oturduğum bulutların,
Arasından bağırıyorum;
Ne zaman uçacağım?