Ve Ben Hüznü Sevdim
Bir eylül gecesinde
tüm hıncıyla
gece dolandı boğazıma
gırtlağı yoktu şafağın çığlıksız
ay kırığı düşler düştü
siyah kuşların
kapkara kanatlarından
yılların yalan aynasına çarpıp
vurdular eskimiş yüzüme
kırdılar sevaplarımı
bir günahlarım kaldı geriye
çatlamış dudaklarıma
acını dağlayıp kahırladılar üstünden
ve ben hep hüznü öptüm
ardında bıraktığın düşlerden
sonbaharın sarı renginde
günahları sevdim adının gölgesinde
keder kokuyordu mezarlıklar
ve de çığlıklar yükseliyordu
ölüm bile çok geldi azlığıma
ve ben acıyı sevdim
bir yaprak usulca süzülürken toprağa
acıdım ıslak kirpiklerimden
intiharlar yeşertip gözlerimde
yüreğimin delik deşik hektarlarında
serpiştirdim yokluğunun boşluklarına.
bu cürüme renk verdim kanımla kıpkızıl
hüzün yakışığı aşk kurban arıyordu
yadıma düşmüş yalnızlığımla
uzandım toprağa usulca
gözlerin süzüldü gölgeme
derin kesiğin üstü soluma
razıydım senden gelene
sen giderken selametleydin
bense artık sağ değilim
öptüm son kez eylül şafağında
ve ben hüznü sevdim solumdan
yüreğim biraz daha
atmaya devam edecekti ama sonra?
gözlerin kaldı derin kesiğin üstünde
ve ben hüznü sevdim gözlerinden