Yalan Öykü
Sen beyazımdın, kardan beyaz,
Meleğimdin, melekten öte,
Ötelenmiştik bir sağırlığın kuytusuna.
Ne ağladığımızı duydular,
Ne gülümsemelerimizi gördüler,
Kibir dereceli gözlüklerinden.
Sen çaldığımdın, bana helal, bana meşru,
Sakladığımdın, kendimden sakladığım,
Yüreğimde her yüzleşmede akladığım,
O delicesine bağlandığımdın,
Aradığımdın, bulamadığım.
Ne zaman bir şarkı sevsek,
Talan etti etten ve itten yığınlar,
Halay çektiler ağıtlarımıza,
Oysa Sen sustuğumdun,
Ömrümün zulasında unuttuğum.
Sen yollarımdın
Düşleyip gidemediğim,
Meçhulun menzili hoş kıldığı.
Sen sözlerimdin,
Kursağımda boğduğum,
Susmanın kahramanlık biçtiği.
Sen umudumdun,
Doğum arifelerinde boğduğum,
Doğmamışın yüzü suyuna güzel.
Sen ütopyamdın,
Her sabah vuslatına uyandığım,
Azametini ayrılıktan alan yalanım.
Şimdi ne ben mazlumum,
Ne de yaşam Nuş-i Revan,
Sadece yaşamlarız viran.
Biliyor musun?
Bu öykünün bir yalanı var,
Ya sen yalansın,
Ya yazan yalan,
Yahut öykü yalan,
Ki her biri bir başına talan.