Yasaklı Hal Mevzuatı
' alınırsa dalgası ömrün ; yoksulluk kalır mavi '
ıslığı çaldığım zamanlardan..
sarmaşığın ırmağa abazanlığıyız seninle
bir tarafımız sevdaya eğik
bir tarafımızla boy veriyoruz zehre
tüm tutkularımıza karşılık.
ağzımız tehlikeli bubi tuzağı
şeytanlar patlatıp bizi,
suskunlukların ellerine, bununla yetinmeyip
ayrılığa yakın korkunç şakalar yaparken
iştahsız, birbirimizin uzağına yakınlaşıyoruz.
pusula oluyor ayaksız şair;
biz o şairin ezberinde; kanın yerleşim merkezi..
' bir hırsız ne çalmaz '
düşüncesini şiire taşıyor şair.
--polis !
duyuyor musun bizi polis ?
çalınmak üzereyiz. giderek eksiliyor gözlerimizdeki ışık.
polis!
polis!
her yanımız karanlığın solak elleri.
acil sol yanımıza takviye istiyoruz..
din değiştiren bir melek gibi
giderek daha fazla günahlaşan,
bir sarhoş gibi rakıya her acı çakışında
biraz daha sızan;
Mecnunlu bir çölün ortasında ille de Leyla olmasın;
--diyen iki kum kabilesi gibi
siliyoruz üstümüzdeki izleri.
erirken bile rengimizde ayrılık
anlıyorum;
yüzünde kocaman mağaralara gizlenmek; militanlık
yoksa bir suç değil miydi alnımda ki;
9 mm.lik adın..
ah üç noktada nöbet tutan şair!
regl olmuş vurgular tasarlıyorum ömrümde
ve kendi öznemi dip kıyıma çekiyorum, parmağımda hıçkırıklar.
tüm mısralar piranalara yem olmayı bekliyor yatsı ezanında
aşk değildir ille de yazmak
sevap benden gitti!
durma sende git..
ömrüme adını tarayan eşkıyalar girdi.
onlar haydut değil!
ömrüme el sallamak istemeyen gar yolcuları.
bir tek sen söylüyor dilim.
dilim; dişlerime kan davası güden bir düşman gibi
olur olmaz tınını sayıklıyor arkalarında.
ve bir hareketiyle yeniden yıkıyor o heceyi / gecenin gövdesinin üzerine..
ucunu sen boyayan deli dilim..
elime bıraktığın kalemden, kağıttan, mürekkepten
sadece;
dört imdat bir Tanrılı
kanamalı bir dua yazabildim sevgilim.
bağışla!
şimdi;
çatılara yerleştirilmiş keskin nişancı karanlıklarla karşılaşmak için
iniyorum yüreğim içinden.
korkusuzca soyunuyorum tenimi sokağa.
çünkü bu düelloda;
bir hırsızın kendi evini soyması kadar yasaksın bana..
FE