Zaman
Soylu bir kısraktır zaman dediğin,
Geçip gider bir tür, binemediğin,
Neresine düşsen bilemediyin;
Tutsan yelesinden bir işe yarar,
Bir yıldız sanırsın, ansızın kayar...
Yolları ayırdık patikalara,
Zamanı biz böldük dakikalara,
Her gün atar seni başka kulvara,
Gece başucunda korkudur bekler,
En ağır göçünü hastaya yükler !...
Zaman içimizde bazen bir umut,
Bazen tepemizde siyah bir bulut,
Bize aldırmadan dağa çıkan kurt,
Su içen ceylandır, göl kıyısında,
Bir ağıttır sevdiğinin yasında !...
Zamanın en titrek teline düştüm,
Son demde bir zalım eline düştüm,
Rezil-rüsva oldum, diline düştüm,
Merdiveni yoktur, düşsen çıkılmaz,
Yüzü yok zamanın, dönüp bakılmaz...
Zaman gergefini, işler yüzüme,
Acı bir ezgidir düşer sazıma,
Bazen kar olupta yağar yazıma,
Kalırız başbaşa beni anlamaz,
Ben kahrolurum da, o asla tınmaz!...
Bir tohumu yok mu, ekemez miyim?
Köksüz müdür, tutup, dikemez miyim?
Yok mudur yuları, çekemez miyim?
Ben çekmezsem, tutup beni çekecek,
Ya belim bükecek, ya öldürecek!...