Zerdan
adı Zerdan.
en eski
ama
en taze
gönül yaram ...
Temmuz 17 ,
ıssız bir kadın
ve son istasyon ...
yağmur boşalmakta gökyüzünden.
şimşekler , deniz gözlerinde okunuyor.
müebbete vurulmuş bir gelecek kıyısında ,
hüngür hüngür ağlıyor tüm geçmişi .
anılarının en taze yangınında,
hiç de beyaza benzemeyen bir gelinlik asılı.
yüreği kaf dağının ötesinde tütüyordu
besbelliydi !
saat on iki
çoktan yola düştü son tren .
kirpikleri rayların kavislerine takılmış.
son tren gidince ,
gözleri çizil çizil kanamaktaydı !
farkında olsada herşeyin
hala umutlar iniyordu,
saçlarının alevinden , kalbine ...
ıssız bir kadın
ve son istasyon ,
geriye kalan meşru bir yalnızlık !
elleri , teni ;
oysa ne kadar da hasret renginde .
kim bilir ;
hangi simsar yelkovan şaşırttı onu ?
hangi kalpsiz son istasyonda unuttu onu ?
eline hiç de yakışmayan
buram buram , için için tüten
bir sigara daha ...
bir sigara daha...
bir sigara daha...
yüreği kaf dağının ötesinde tütüyordu
besbelliydi !
bir ara dizleri üstüne çöküp
küçük bir çocuk gibi
yağmur birikintilerini tokatladı
sanki sıçrayan her bir damlada kalbini görür gibi
uzan uzadıya bir ağıt bıraktı
Ankara'nın bu ıssız coğrafyasına ...
gece bugün bir kadının koynunda yaşlandı
daha fazla yetemedi hayallerinin ince sızısına.
sabah saatlerine doğru ,
o hiç de yılmayan sesine
inme inmişcesine hıçkırarak,
avuç dolusu yaşlarla
ilmil ilmik söküldü yollara ...
adı Zerdan.
en eski
ama
en taze
gönül yaram ...