Ölüm ve Arta Kalanlar
Bu yazı, 16.01.2025 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
Bir saniye sonrasının bile asla garantisinin olmadığı bu hayatta, sanki ömrümüzün uzunluğunu bilir gibi gelecek planları yapıyoruz. Her gün, ileride daha mutlu ve rahat bir yaşam sürdürebilmek için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Bazı yakınlarımızla, arkadaşlarımızla, belki de ailemizle kötü anlar yaşayıp birbirimizi kırıyoruz.
Peki, hayallerimizi hiç yaşamadan ya da kırdığımız kişilerle aramızı düzeltmeden bu dünyadan göçüp gidersek elimize ne geçecek? Her anın geçici ve geri alınamaz olduğunu bilmemize rağmen, neden hâlâ kendi egomuzun önüne geçemiyoruz? Halbuki kimse kimseyle küs kalmak istemez.
Aslında kendimize sormamız gereken soru şu olmalı: Hayallerimiz, bizi her gün yapmaya zorunlu olduğumuz işler için teşvik edici bir unsur mu? Yoksa bizler hiç ölmeyecekmiş gibi davranarak kendimizi mi avutuyoruz
? Aldığımız bir giysiyi, yediğimiz bir yemeği, gezdiğimiz bir şehri ya da gördüğümüz rastgele bir insanı son kez gördüğümüzü sadece kötü bir olay başımıza geldiğinde mi anlıyoruz?
Aslında, ömrümüz boyunca neredeyse her gün hayatımız boyunca asla bir daha görmeyeceğimiz insanların yanından geçiyoruz. Onlarla aynı restoranda yemek yiyor, aynı toplu taşıma aracına binip çok kısa da olsa yan yana olabiliyoruz. Ama hiçbirimiz, o anın son kez olabileceği ihtimalini düşünmüyoruz.
Bir gün, her gün güne "merhaba" diyerek başlama şansımız olmayacak. Her şeyi son kez yapacağız. Geleceğimizi düşünürken o anı yaşayamadan, her şeyden kendimizi mahrum bırakıyoruz. Oysa ki hayat, üzülmek ya da hayaller dünyasında yaşamak için çok kısa.