Boğum
This piece was featured as the selection of the day on 07.03.2025.
Aklımı toparlayamıyorum, beynimin içinde bulanık ve darmadağın uçuşan cümleler parmaklarıma düşmüyor artık eskisi gibi.
Bayağı zamandır nefes almakta zorlanmadan nefes alamıyor gibiyim garip bir şekilde. Hayat mı çok yüklendi bu aralar sırtıma yoksa vesile olduğum, sebep olduğum, yön olduğum sevdiklerimin hayatlarında, gözlerinde, kalplerinde gördüğüm, yüzüme acı acı sızlayan hüzünleri mi ağır geldi bilmem.
Eziliyorum, yaşlanıyorum, yer yer korkuyorum, sonra korkuyor olmamdan korkup kızıyorum içime, benliğime.
Sonra yaşadığım bu zamana kadar heybemde getirdiğim yıllarıma dönüyorum ıssızda ve kimsesizken. Annemi özlüyorum, babamı özlüyorum, çocukluğumu özlüyorum, sırtımda hiç bir hayat yükü olmadan yaşadığım yıllarımı özlüyorum. Kimseye bahsetmeden çocukluğumda çok da sıkı takip etmediğim bir aile, mahalle dizisine tutuldum uzun zamandır. İzliyorum buruk bir gülümseme ile, bazen özlemin verdiği nefes yanması ile izliyorum hatıralarımla karışık o diziyi.
Karamsarlığa düşme hakkım yok, kaygılarımı yüzüme yerleştirme hakkım yok, ne yardan ne kardeşten geçme niyetim yok. Bir değirmene düşen iki taş arasında toz olana kadar öğütülecek tek bir darı gibi öğütülüyorum öğütenlerin haklılıklarından farkına dahi varmadıkları bir hızla.
Böyle zamanlarda daha çok fark ediyor insanlığım bir dost bile bulamamış olmamın, içimi bir insan oğluna değil de okunmasını bile istemediğim bir kaç satıra dökecek kadar dostsuzluğumu.
Gerçi içimi söküp atabilecek kadar kim yardımcı olabilir ki bana, dost ne yapsın...
Kısaca dilim düğüm, ruhumu dim dik ayakta tutan sıkı bir boğum...