Makale 13 / İstihdam Yasası'na Veto Hakkında
AK PARTİ Hükümetİ, işsizlik sorununa çözüm bulunması amacıyla İş Kanunu'nda değişiklik yapmış, onaylanması için Cumhurbaşkanı GÜL'e iletmiş.
Cumhurbaşkanı GÜL ise Kanun'un birinci maddesini son kez görüşülmek için Meclis'e geri göndermiş. Bkz: http://www.abdullahgul.gen.tr/aciklamalar/252/69126/5920-sayili-kanun.html
Gerekçesi şu:
''Aksi takdirde, yapılan düzenleme gerçek amacının dışında sonuçlar doğurabilecek ve madde kapsamındaki işçilerin emeğinin istismarı, insan onuruna yakışmayan durumların doğması gibi kanunun amaçlamadığı olumsuz uygulamalara ve çalışma barışının bozulmasına yol açılabilecektir''.
Dikkat edilirse Cumhurbaşkanı GÜL, İş Kanunu'ndaki değişikliği veto ederken ülke çapında oluşabilecek bir zulmü dikkatlere veriyor.
Cumhurbaşkanı GÜL, dar kadrosuyla kanun maddesinde beliren olumsuzluğu görebiliyorken, içinde bir yığın hukukçu bulunduran Meclis, bu olumsuzluk oluşturabilecek şekli nasıl olmuş da görememiş? Hele ki, iktidarda bulunan 'adalet tesisi' iddiasındaki partinin bu durumu farkedememiş olması şaşırtıcılıktan öte başka bir şey olmalı.
Şimdi, Cumhurbaşkanı GÜL'ün kanun maddesini veto ederken ileri sürdüğü cümleyi tahlil etmeye çalışayım.
a) ''Aksi takdirde...'' endişesini oluşturan ifade, 'düzenlenen madde ve içeriği arasındaki çelişkidir'. Bu çelişkiyi doğuran ise, çalışma şartlarında eşitliği bozacak uygulamaların yasaklanması yönünde hükümlere yer verilmemiş olmasıdır.
Ben burada sormaz mıyım, Meclis üyeleri çalışma şartlarında eşitliği bozacak uygulamaları yasaklayıcı hükmü niye getirmemiş, diye? Acaba, Meclis üyeleri, ''demokratik usulle Meclis'e gelen biz, endişe oluşturacak yasa yapmaya da yetkiliyiz'' mi demek istiyorlar? Yoksa, çalışma gece yapıldığı için 'uyuklama' mazeretinin arkasına mı sığınıyorlar?
b) ''Yapılan düzenlemenin gerçek amacın dışında sonuç doğurabilmesi'', düzenlemenin gerekçesiz yapılmasıyla, mümkündür. Bu kanun maddesi onaylanmış olsaydı, gerekçesi daha sonra mutlaka yazılacaktı. Bugün bir çok kanun maddesi üzerindeki anlaşmazlıklar ülkeyi kaos ortamına sürüklerken, düzenlemelerin hâlâ gerekçe hazırlanmadan yapılmak istenmesinin sebebi ne? 'Gerçek amaç' ifadesi, yasa hazırlamanın sebebini az çok belli eder nitelikte ise de, Cumhurbaşkanı'nın anlatımından, bunun, Avrupa Birliği'ne uyum çalışması olduğu anlaşılıyor. Avrupalılar belki anlar, ama, millet anlayamayacaksa kıymeti yok.
c) ''Madde kapsamındaki işçilerin emeğinin istismarı'', Türkiye Cumhuriyeti Devleti eğer İslam ise, mümkün değildir. Ancak unutmamak gerekir ki, hükümet ve destekleyicileri epey zamandır, çeşitli din ve inanç serbestliğinden bahsediyor. İnancının esası insan onurunun korunması olan kişilere karşı, inancının esası işçi emeğini istismar etmek olan kişilerin varlığı Cumhurbaşkanı'nın olmasını istemediği şeyi geçersiz kılıyor. Hele bir de, veto edilen kanun maddesi Meclis'ten aynen iade edilirse, bu, Avrupa yolcularında memnuniyet oluştursa bile, ülkenin, Cumhurbaşkanı'nın bu ifadesiyle zulüm ortamına düştüğü tasdiklenmiş olacaktır.
d) Cumhurbaşkanı GÜL'ün kanun maddesini veto ederken kullandığı ''Kanunun amaçlamadığı olumsuz uygulama'' ifadesi yadırganacak ifadedir.
Soru: Kanunun amaçladığı olumsuz uygulama olur mu?.. Bu güne kadar oldu mu? Meclis içinde zaman zaman görülen kavgalar, olumsuzluk amaçlanan kanunlar yüzünden miydi yoksa?
e) İş Kanunu'nun değiştirilen şekliyle, 'iş barışı'nın bozulacağı endişesini taşımaya ise gerek yok. Çünkü ülkede iş barışı yok. Sendikalılaşmış işyerleri dışında canı isteyenin istediği gibi işçi çalıştırması, milyonlarca kişiyi fazla çalıştırılmak ve ücretlerini alamamak yüzünden canından bezdirmiş durumda. Hükümetin bütün ülkeye ''mevcut yasaya uyulsun'' emri vermesi iş barışının oluşması için yeter.
İbrahim Faik Bayav (10.07.2009)