Açınca Kapılarını Gökyüzü
yollar geçti üzerimden yolculuklar geçti
denizler geçti balıklarının her dilde yüzdüğü
inceden bir sağanaktı. ben seni sevdim
çok mayıslar gördüm ve gittim geldim haziranlarda
kimin haberi oldu? kim fark etti eğildiğini boynumun
gökyüzü kapılarını sonuna kadar açtığında.
bağışlanmış bütün yıllar sıraya girdi
şarkı söyleyen güvercinler ve öksüz serçeler
öptüler birer birer parmak uçlarımdan.
yazdığım her kelimede gaga izleri
kasıklarıma dayatılan morluklar
ve orada durup bakan ben
herhangi biriyken herhangi bir şeye kızgın
onsekiz yaşına uygun kırmızı noktalar geçti.
yaslı ve yaşlı denizler
denizler ötesine çaput bağlayan kadınlar
bu kadınların semavi dinlerle ilgisi yok
bu kadınların dinlerle ilgisi yok
bu kadınların ilgisi yok
bu kadınlar yok. artık çok geçti
son durakta bir sol sesi
piyanonun hüznüme düşen busesi
nevrozlu bir gecede pijamasız nü
kan bağışıyla hücremden çıkıyordum
'geçti' dedi annem terli yatağımda.
ben seni özledim. geçmeyecek şey bu
kimi çölleşmiş hayallerini dayamakla meşgul
kimi dayatmakla kudurmuşluğunu nehirlerinin.
harflerden merhamet dilendim -sessiz
ve seslerinden bütün canlı ve cansız varlıkların
beyaz bir buluta binip gidiyordun. oradaydım
kalbime iniyordun sağanak bir yağmurla
bunun bir adı yoktu ve bir tarifi
uzak bir ülkenin uzak ormanlarında kaybolmaya benziyordu
ve sokaklarda şarkı söylemeye, bağıra çağıra
yani korku yoktu. ve ellerinsiz bir dünya
gökyüzü kapılarını sonuna kadar açtığında.
s.k.e
ikibinonüç'te12temmuz