Ah Yâr!
Bir kapıda 'Git!' denir,diğerinde 'Arama!'
Allah'ım bu ne acı,tuz basarlar yarama.
Masivadan ötede bir ümidim var ama,
O Bab-ı Kebir'e de ' Gel' denmeden varılmaz.
Sana mazlum zulmeder, budur senin kaderin.
Ne yâr anladı seni, ne muhterem pederin.
Şu mezbele dünyanın mezatında, ederin;
Cevher-i elmas olsa, bir metelik verilmez.
Yüreğinde taşırsın,her mazlumun hüznünü.
Eser-i şah olsan da beğenmezler veznini.
Anla artık sen bunu,her davanın maznunu;
Sen var iken, veballer, failinden sorulmaz.
Ne yapsan,ne etsen de, duyulmuyor vaveylân.
Başına o kepçeyi, vurmuyor artık Leyla'n.
Beyninde deprem mi var,yüreğinde heyelan?
Boz bulanık sel ise,kolay kolay durulmaz.
Çarmıha gerseydiler,yüzselerdi derini...
Sevgilinin kalbinde 'Hüzün' almış yerini.
Bu hasret gecesinde,O'nun o şiirini,
Nereye koyacaksın? Geri versen verilmez...
Sebeb-i hayatına her şeyini adarsın,
Sade bir filiz kalır,tüm dalları budarsın...
'Bir kalemde silindin, sen işte bu kadarsın.'
Deme sakın, seven kalp,hiçbir zaman yorulmaz.
Senden evvel o dünya, oysa ne de rahattı.
'Olsan da olmasan da!' akıp giden hayattı.
Gül diye sundukların diken oldu, kanattı,
Sevgiliye çiçekler, alelâde derilmez.
Üstüne titrediğin,sana diyor bak; -Mehib!
Bilmem neler söylerdi duysa idi bir edib?
Ya Erhamerrahimiyn,katından biri inip,
'Sar' demezse eğer ki, o yâr bana sarılmaz.
A.Hakan YENİCE
29.12.2010