Argaeon
This poem was selected as the poem of the day on 14.05.2015.
bırakalım topraklarımız tarafından fethedilsin
elyaf kokularında ve sarmaşık kurularında sevelim bu kez de
at kişnemelerinde
ve aşk düzmelerinde bulalım gürültülerimizi.
hadi
şiir yazalım
yeniden
ve hep bi kalemden.
alalım bıraktığımız köşeden kelimelerimizi
futursuzca
umarsızca
ve arsızca şiir yazalım yüzünün tam ortasına
gözlerinin siyahından bahsedelim ona
karanlıktan
derinlikten
uzaklardan bahsedelim.
hadi şiir yazalım
korkmayalım lan
utanmayalım.
içimizden geldiği gibi
gözlerinin içine baka baka
titremeden sesimiz
susmadan
soluklanmadan
konuşturmadan tek kelime
tüm edebiyatımızı bırakıp Hütavenin kapısında
yalın ayak
şiir yazalım.
yazalım hadi
o mu durduracakmış bizi
o mu küstürecekmiş şiire
hah...
gülelim utanmazca
o mu caydıracakmış bizi onu sevmekten
Dionysos da gülerdi buna
içip içip gülerdi hem de
Risus da gülerdi
ve diğer tüm tanrılar da.
gerçi tanrılar gülmezdi.
ama o gülerdi
öyle bi gülerdi ki hem de
tanrıyı unuturdun o anda
bir daha da hatırlamazdın zaten
tapmak mı istiyorsun
ona tapardın
cennet de oydu zaten
dokunsan yasak elmaydı
cehennem olmuşluğu bile vardı
toplasak tüm tanrıları onun kadar yakamazdı.
güldüğünde ikiye ayrılacak gibi olurdu yeryüzü
ay nefesini tutardı perdenin arkasında duyulmamak için
güneş dönmeye başlardı geceyle gündüzün etrafında
tüm karadelikleri yutardı samanyolu birer birer
ve baş kaldırırdı tüm gezegenlere Argaeon.
rüzgarlar dökülürdü yapraklarımızdan
toprak çekilirdi bulutların tepesine doğru
elle tutulur bi hal alırdı tanrı ve dört dini
ışıktan hızlı koşmaya başlardı ateş böcekleri
ve ateş böcekleri yalan söylemezdi.
şiir de yazamazdı ateş böcekleri
ama ben yazardım
ve ben şiir yazdığımda
tüm kadınlarla sevişmeye başlardım aynı anda
iliğime doğru çekilirdim sinir uçlarımdan
daimi misafirimdi Cleopatra
Boidicca'yla bile sevişmişliğim vardı hatta
yazdığımda
bi tek onunla sevişemezdim ben zaten
ama o benimle sevişirken Nazım'dan bile iyi yazardı mısralarını
sonra oturur
sağ kolunu kaybetmiş bir solak edasıyla
göz yaşları sunardı edebiyatımıza.
bi dökerdi ki saçlarını
on binlerce yıldırım düşerdi yeryüzünün farklı noktalarına
hatırlıyorum
boğazı bile kurutmuşluğu vardı bir keresinde
ve ben çıplak ayaklarla geçmiştim bir kıtadan ötekine.
nerede kalmıştık
hadi şiir yazalım...