Asel'e mektup
Taşındım senden Asel çok seneler geçti.
Güvercinlerin kanat çırptığı gözlerinden
Uçurtmaların süzüldüğü mavilliklerinden taşındım
Sakallarım ve saçlarım uzayıp ağardı Asel
Beni sana nasıl anlatsam bilmiyorum
Cehennemle sensizliğin arasındayım
Bir elim Antarktika diğeri bin yıllık ateş
Yüzlerce ölmüşlüğümün ortasındayım
Asel
Dünya dönüyor mu hâlâ suların etrafın da
Ah düşümün uçurumu
Sulara ne çok uzatırdık seninle ayağımızı serin ikindilere
Ağzının kenarını an gibi anımsıyorum
Ağzının kenarı yavru ceylanların bozkırı
Ve bende güneşlenirdim gülüşlerinde
Taşındım senden Asel çok seneler geçti
Fakat ne zaman bir narı bölsem
Aklıma yanık buğday kokusu ellerin düşer
Havalanmak isterdim yavru kırlangıçlar gibi maviliklerine
Gözlerin benim mavi boyalı dört odalı evimdi
Bir ölünün ağzıyla konuşuyorum seninle Asel
Seninle konuşmak
seni düşünmek ölüler coğrafyasında
Hüzne giydiriyor ayaklarımızı uzattığımız serin ikindileri
Taşındım senden Asel çok seneler geçti
Yanık buğday kokusu ellerinden
Yavru ağzı gülüşlerinden taşındım
Bomboş bakan bir ölünün gözüyle bakıyorum kendime
Seni sevmiyorum Asel
Sevmiyorum ama yokluğun nasıl da güzelleştiriyor yalnızlığımı bilsen...