..Bir Aşkın İronisi...
Belki de artık hata diye bir şey yok,
Olması gereken oluyor hayatta,
En başa dönsek ne olurdu diye düşünmedim değil,
Ama bizim hikâyemizde hiç başlamak yoktu,
Belkiler, galibalar, keşkeler vardı.
Adımızı birbirimizden öğrenmedik,
Hiç konuşmadık mesela, bir bankta,
Doğal yollarla ve bilerek planlayarak hiç yolculuk etmedik,
Ki yolculukta ne yöne gittiğini bilmek kadar önemlidir,
Kiminle yan yana oturmayı istemek
Ve biz hiçbir bardak çayı karşılıklı içmedik henüz,
Öylesine bir zafer ve başarıydı selamlaşmak aramızda,
Kutsal birer platonik anıydı, kasılmalar,
Hep gerginlikti bendeki hazinesini saklayan,
Sen yanlış seçimlerinin rahatlığındaki kadardın.
Çok fazla konuşması gereken bendim,
Ama hala Leyla nın tırnağındaki ojesiz marifet,
Sende ki fakirlikti. Bendeki Leylasızlık bilgeliği ve suskunluk
Fallar açmadık birbirimize ve ben fala inanmam demedim sana haliyle,
Aynı burçtan olmanın bir anlamı vardı beklide, beşmilyarı onikiye bölme ihtimali kadardı
Birbirimizi anlama ihtimalimiz.
Kalabalıktık yani, her an çarpışma ve çatışma şüphesi yersiz değildi,
Yanlış burçlara da heyecanlıydı ki marifetimiz, hataya yönelikti...
Ben kendi saltanatımı sakladım getirmedim,
Çünkü açlık sınırında değildi ruhumun halkı,
Sen meraklarının gelgitine merak ekledin,
Bir deri ve kemikti nede olsa özlemin mutluluğa karşı,
Ama ben senin kadar meraklı değildim meraka ve yeryüzünde yatılı değildim.
Ben ötelerdeydim, zamana ve mekâna inat. Yerküreli değil gök yürekliydim,
Sen dünyalıydın
Ben ahretli,
Ve sonsuzluğa açık gözlerimden kaçırmıştım bu yenik dünyadan beklediğin her neyse.
Ayrı dünyaların kahramanıydık galiba.
Belki de hata diye bir şey yok,
Bütün mesele kahramanlıktı, ayrı dünyaları kurmak ve kurtarmak, için.
Düşleri olan...
Hata beklemekte değildi, beklememek hataydı...
Maskesiz kahramanını.