Destarte
Nereye çarptığını hissetmeden
Eros'un acımasız menfa'sında
Bir aşk vurur sarı çölde yüzüne.
Ve sonra,
Dalga dalga bir seamet çökertir seni.
Kurutur dudaklarını, yapışır dilin damağına.
Bir yudum su diye,
Yalvarırsın fata morgana'ya.
Bir oyuktan sızan ışığı yakalamak gibi,
Koşarken bir yerden bir yere.
Husisi bir kokunun habercisini dinlersin.
Ama onu kendi dilinden anlayamazsın.
Yakınındaymış gibi, seğiren habitat'ı duyarsın.
Ve sıçrayan günün son ışığı arasında,
Soğuk bir mevsim soyunduğunda
Fırtına seslenir höyüklerden yükarı.
Çöker kulübenin eşiğine salınarak kar kütükleri.
Solmuştur işte an gördüğün çiçeklerinin tümü
Süzülürken aç kurtların uluyuşları.
Kapanmıştır hedefe açılan yolların her biri.
Ne bir güvercinin kalmış, ses salacak,
Ne boğum, boğum tüten bir ocak.
Söken bir şafakta,
Ne çalan bir çan, ne de bir Ezan sesi duyacaksın
Bu yerlerin hem yerlis, hem yabancısısın artık.
Bizim seni özlediğimiz gibi,
Sen de bizleri özleyerek, kaybolup gidersin.