Dile Gel Gönül
Günler geçtikçe acılar tazeleniyordu,
Fırından çıkmış sıcak ekmek misali.
El yakıyor, iç yakıyor, ciğeri yakıyordu.
Daracık pencerelerden bir mahkûm bakıyordu,
Gözlerine hapsolmuş gün sayıyordu.
Sana duyduğu özlemle boncuk boncuk tespih yapıyordu,
Ara sıra duvara çizik atıyor, ulan böyle ayrılığın içine... deyip geçiyordu.
Bilir misin bir nefes kadar yakın olduğun sevgiline,
Dokunamamanın vermiş olduğu acıyı,
Karşında ağlarken yere akıttığı gözyaşlarını
Sırf yere düşmesin diye avuç açmamanın vermiş olduğu hissiyatı.
Bilir misin birini sevmenin, seviyorum demenin ne demek olduğunu,
Aldığın soluk olup, baktığın her yerde bulunduğunu,
Geçtiği yollardaki çiçeklerin kıskançlıktan solduğunu,
Seviyorum, seviyorum ulan deyip kahrolduğunu bilir misin?
Ben bilirim ben.
Bir ben, bir de Allah bilir,
Tabiri caizse çeken bilir.
Ne diyeyim gülüm, seviyorum, seviliyorum.
Gücüm tükeniyor, yoruluyorum.
Sıcaklığınla yanıyorum,
Gözlerine daldıkça eriyorum,
Dile gel gönül, ölüyorum,
Kendi kendimde kilitleniyorum,
Ve kahretsin ki seni hala çok seviyorum.