Düşporta - 2
mayıs en heybetli sızılarını
bıraktı avuçlarından
nisandan arta kalan...
sahra gözlü serçeler
umudun saçaklarına tünerken
Ankara bir çocuk gibi
ağlıyordu yağmurla karışık
en büyük korkularımızdan üredi
en büyük yalanlarımız
çaresizliğimizin resmi gözlerimize
kaderimizden çizildi
Ankara'da bugün cumartesi olabilir bayım
''yorgun cuma'' çalarken üstelik
gök apansız ellerini çekebilir
üstümüzden
dışarıda yağmur
düşportacıları vurabilir
kaçıp saklanmak
en kolayıydı bayım
ne bileyim gözlerim doluyor
kendi kendine
kuyularında boğuluyor
düşlerim
...
Ankara usul usul bağrını yakıyor
bahara tutuşurken
sarıya niyazlı yanığında
pul pul dökülüyor gençliğim
ellerinden
belki bir tren garında
ölebilir düşportacılar
içim öyle soğuk...