Elmalar Ve Oğullar
3. katta Asuman Teyze'de idi heyecan
Oğlu askerden gelecek göz aydınlığına
Kapı önü dedikodusunda Nebahat Abla ile
Kadınlar günü açma börek, üzümlü keklerin
Ayak üstü arkasından çekiştirdi
ELMA turtalı hayatı...
4. katta, zilli Melahat'ta idi
Müstehcen iftiranın, en müphem sıcağı
Oğlu hiç olmamıştı, iffeti gibi
Dul mürüvetin, bıyık büken, hain gölgelerinden.
Gelsinler; ne halleri varsa görün
Güpegündüz görsün kaçamak
Yan bakan gözlerden yorulmuş, sığılmış
Yasak ELMAlarda, sallanmış hayatı...
2. katta Salih Efendi'de idi, başı bağlı hüzün
İlkin sıcaktı, soğuk sonra geldi
Tepeden tırnağa eridi susuşlar
Oğlu hiç gelmemişti, muhanet şöyle dursun
Koridor dolusu sessizlik, bir çığlıkla kirlendi
Gaslhane teşnesinde, son demlik tebessüm verdi
ELMA yanaklı ölüm...
5. katta Haydar Emmide idi
Dökülen Protestolu posterler,
Düğmeye basılınca eyleme geçilen kurye sloganlar.
Oğlu; önce yumurta attı, sonra kaldırım taşıyla kırdı cam
Molotof kokteyli, babasının içki şişeleriydi
Etkisiz hale getirildiğinde, hücre evinde
Karakolda öğrendi yığılınca, ELMA kabuklu çayından önce...
Bodrum katta Tablacı Kazım da idi
Üç tekerlekli alın teri,
Bir avuç tükenmez kalem sardı tezgaha
Oğlu; sabah simidi satıyordu, susam susam, sabi göz yaşıyla
Sönmüş sokak lambalarının en yakınından
Yüreklerine düştü kar.
Ağlamış yağmurlardan, ne alırsan ıslanmış fiyatına
Alın yazısı silinmiş
ELMA kokulu silgi sattı...