Erdemiyle Evrenin Ellerinin...
Rüzgâr esti, parladı...
Gök usulca terledi...
Oval sevişmelerden
Küre yüzler fırladı...
Yataklar aşk derledi...
Karanlığı sırladı...
Koro askısına atkı oluyor ses tılsımı
İnsan içinde karışık mutluluk veryansını
Çoğalırken bacaklardan kan düşüyor toprağa
Bir tohuma su içiren tenin yükselen samı
Çarpa çarpa çehreliyor hayat merhalesini
Ruha zinde tül takıyor içerek halesini
Çekilen yüz çekilen yaz güneş çırpınır çılgın
Çalgılar arasında tin; tınısında kahrımın
Ve ellerin dudakların içinde parlayan gün
Ufkuna sadık emsalin kahvesindeki falın
Açılın yollar açılın harfleri kırpa kırpa
Körpesine gömüyorken zirveci nan aslımı
Rahmete rağmet sarıyor inanç ikliminde ten
Ölümden korkan nefesler, aşka sefir gaipten
Çıplak yüze çarpan güzün yaprak ıslatan suyu
Şeffafça şehvet satıyor dudaktan iki büklüm
Aklın zeka pastasından yiyen düncü dillerin
Geleceğine kanatlar kahramanlık satıyor
Uçuyor çehreler tel tel akıl ağlayan nurdan
Şehirler boyanıyorlar alından ve terinden
Damlalarıyla kardelen kokuyor asil evren
Kadın sahrasında meltem esintisine düşen elin
Ellerindeki sıcaklık, kavuşulmayan kavram...
Aşkı çıplak yaşayanlar seferine çıkan düş
Gerçekle bir merdivenden küp yaratarak gülüş
Son boyutunda zamanın artık bir devr-i tansın
Sana ulaşan sevgili lor sininde uyansın
Ellerini ısıtıp da yıldız saydığın yerde
Aşka çıplak tene çıplak güne çıplak yaşarsın
Rüzgâr esti, parladı...
Gök usulca terledi...
Oval sevişmelerden
Küre yüzler fırladı...
Yataklar aşk derledi...
Karanlığı sırladı...
Yüzarlar açmaktaydılar
Utancın ardına dil kıvır
Bütün adi nefisler
Karanlığa kaçmaktaydılar