Erkeğin Üzerinde Aşk Bile Kaba
Ansızın düşüverir toprağa damla.
Vuslatın sevinci acıya bedel.
Toprak sarar onu, fakat bir anda,
Bir anda sevinci kedere döner.
Ansızın düşüverir toprağa damla.
Şakırdayan oluklar, bir ninni söyler.
Avutur mu bu yaşta, beni bu şarkı?
Yağmurun feryadıyla semalar inler.
İkimiz de sudanız, bulamam farkı.
Şakırdayan oluklar, bir ninni söyler.
Yağmurdan öğrendim, vuslat bu kadar.
Bu kadar ders verir, oğluna baba.
Bir anne yavrusuna bir ömür adar.
Erkeğin üzerinde aşk bile kaba.
Yağmurdan öğrendim, vuslat bu kadar.
Etme, artık kendine bu kadar eza.
Atlasından yırtılmış kayıp kıtayı,
Bulmak için ettin kendine cefa.
Bir hiçe mahkûm ettin güneşi, ayı.
Etme, artık kendine bu kadar cefa.
Bakıyorum, umut yok, senden bile yok.
Gömmüşsün kendini, benden öteye.
Parmakla kazıyorum, bende kürek yok.
Cesedim de düşer, senden öteye.
Bakıyorum, umut yok, senden bile yok.
Güllerin üzerinde kalan damlalar.
Onlar da benim gibi gündüz giderler.
Kapatma perdeleri gece bu kadar.
Bir lahza gözüksen o dahi yeter.
Güllerin üzerinde kalan damlalar.
Seni anlamıyorum, neden bu kaçış?
Gözlerini kapamak, görmemek niye?
Yetmedi mi bin yıllık bu hüzünlü kış?
Güneşe uyanmamak, yaza küsmek de niye?
Seni anlamıyorum, neden bu kaçış?
Kalbin mezarlığına, yeni bir ceset.
Heyhat, aynı mezarda ben de yatarım.
Zaten hayat dediğin, şu toprağa emanet.
Onu da kabristana kendim atarım.
Kalbin mezarlığında, yeni bir ceset.
Söyle Mona Roza, senin yaptığın,
Onun yaptığına benziyor muydu?
Bir sır ki, dilimde, şu sakladığım.
Kederim benden önce onu biliyordu.
Söyle Mona Roza, senin yaptığın,
Onun yaptığına benziyor muydu?