Esaretinden Öperim
This poem was selected as the poem of the day on 06.03.2014.
Saat kaçı ne geçiyordu bilmiyordum ama sen gülünce,
dünya çok güzel bir yer oluyordu.
Sonra gittin.
Öyle bir yandı ki canım,
Ben bir daha hiç üşümedim.
/
/
Galiba besmelesiz sevdim seni.
Bak şimdi;
Yüreğim bir tarafta, şerefim bir!
Hem alışmak, ölmekten çok mu zor ?
Değilse alışırım elbet yaşamaya yüreksiz,
Sevmeye en şeref/siz hayatları.
Ayrılığa devrediliyor bu aşkın velayeti,
Sen yoksun!
Yok'sun diye; yoksun zaten varlığı hiç kadar değerli insanlar.
Yoksun zamanlar, yoksun aşklar...
Ve bu kente kurşun yağdırıyorlar yılın dört mevsimi.
Gelsen diyorum bu bahar.
Ne fark eder ki ?
Üstüm başım nasıl da sen kokuyor böyle ?
Bir parantez hiçimde bile bulamıyorum kokunu.
Sahi kokun...
Hangi edepsiz masallara prenses olma niyetinde ?
Giderken bıraktıkların, renkte hafif manada ağır geliyor.
Her karanlıkta bunuyorum sanki sustuklarımla.
Biri tutsa elimden,
Yaşamam gerek.
Ama kim kalmış ki aşkından düşeni tutup kaldıracak ?
Kim bulmuş ki düşen bir aşığın ayak izlerini ?
Kim toplamış ki aşkın meyvelerini, bir çocuğun oyuncak sepetinden ?
Soluğun benden başka bir yerde soğurken,
Öyle bir düştün ki düşlerimden
Elinin sıcaklığını unutturdu bana uykularım.
Şimdi yüreğini kimde ısıtırsın bilemem ama;
Benimle aynı soğukta bir daha üşümeyeceksin.
Sensiz benden bir yok olmazken, bensiz sen gitti...
Ayaklarıyla gitse yetişirdim!
Ama o, başkasıyla gitti.
/
Hep çekip gitme, biraz da çek götür beni.
Cesaretinden değil esaretinden öperim...