İki Vakit Üç Öğün Dört Mevsim / Sen
Kime baksam
Seni görüyorum
Hangi çiçeğe dokunsam senin tenin
Soluduğum her koku Derinden firar etmiştir
Yazıyla başlayan ne varsa orda adın
Rastlantı değil
Tesadüf değil
Olanaksız
Olmaz böyle olasılık
Her an
Her yerde
İki vakit
Üç öğün
Dört Mevsim
Gözüm önünde
Kulağımın dibinde
Dilimin ucunda
Ellerimin arasında
Sen, sen ,sen ve hep sen
Yirmi bir yılda bu dünyada çok şey gördüm
Ama kardeşim
Tabelasında esra yazan bir mezbaha
Ne gördüm
Ne duydum
Onu da bugün gördüm
Ya gözlerim yalancı
Ya millet ne yazdığını bilmiyor
Ya da ben seni gerçekten seviyorum
Rabbim
Çıldırır gibiyim
Bu nasıl bir sevda
Öyle Nişansız
Öyle Kör kurşun
Oysa
Güneşi sever gibi sevdim seni
Öyle uzaktan
Öyle tutkulu harlı
Ve Öylece dokunmaya ürkek
Geceyi sever gibi sevdim seni
Öyle tutsak biraz korkak
Öyle kara biraz puslu
Ve öylece bir karanlık gibi dağınık
Denizi sever gibi sevdim seni
Öyle mavimsi
Öyle sahipsiz
Ve öylece tek kürek
Toprağı sever gibi sevdim seni
Öyle sadık
Öyle cömert
Ve öylece karşılıksız
Hayatı sever gibi sevdim seni
Öyle basit karmaşıksız hesapsız
Öyle arzulu istekli kararlı
Öyle dolaysız yüklemsiz nesnesiz ama hep özneli
Ve tıpkı bir çocuğu sever gibi sevdim seni
Öyle senin gibi
Öyle sana benzer gibi
Ve öylece senden bulaşmış gibi
Kendimi sever gibi sevdim seni
Öyle çaresiz dermansızcasına
Öyle yitik kaybetmişçesine
Ve öylece noktasına virgülüne dokunmadan sevdim seni
Sırf seni seviyorum diye
Sevmedim ki seni
Bütün bunlardan şimdi yoruldum
Topal bir sevdaya omuz vermekten
Yoruldum
Hezeyan bulaşmış umutlarımı gütmekten
Yoruldum
Kırık kalem Yazmaktan
Yoruldum
Seni her şeye rağmen mısralarımda taşımaktan
Yoruldum
Ve öylece tesadüfsüz
Ve olanaksız
Sen
Her yerde sen
İsmini okumaktan yoruldum
Şey, adınız neydi sizin?
2010-07-08
Perşembe
21.20