İntizar
koşar adım uzaklara göç ederken şehrin tenhasında,
ardımda öbek öbek sevdalar bırakıyorum sana.
ay,en afilli duruşunu sergilerken gecenin ortasında,
sırılsıklam bedenimi ateşinle kuruluyorum.
iklim değişiyor ansızın, yokluğunun son durağında..
dağılmış saçlarımın her teli adını sayıklarken,
göğsüme çarpan dalgaların acı köpüklerinde boğuluyorum.
kamburunda yalnızlık oturan ihtiyarlar misali
eğiliyor başım, sırrımı kokunla sarıyorum.
yalancı güneş henüz kızıla dönerken akşamın şafağında,
terli avuçlarımdan serseri yapraklar dökülüyor.
gri bulutlar dolaşırken gök mavisi gözlerimde,
içimde sebepsiz bir yağmur korkusu birikiyor.
el ele tutuşan kirpiklerimin ardında sakladığım gözyaşlarım,
çorak toprakların yalnızlığını çürütüyor..
adını virgül diye yazarken cümlelerimin yanına,
soluk aralarımda arsız hıçkırıklar cirit atıyor.
gölgesini kaybetmiş sensiz bir günün ictimasında,
bomboş evin bahçesinde sarı güller bitiyor.
dudaklarımda, senden kalan sönmüş bir sigara,
ağır ağır zehirliyor...
mahmuzlarımın ucunda kanarken zamanın bedeni,
yüreğimin terkisine attığım yarınlarım ardın sıra koşuyor.
alnımda, hayat asfaltının beyaz çizgileri...