İsyan / Dökülmüş İç
Sen benden vazgeçtin,
Bütün şehir gözlerimin önünden,
Uygun adım, isyan!
Masum değildim! Lakin hiçbir art niyetimde yoktu: kilometreleri arşınlayıp geldiğinde. Camı kırık bir evin soğukluğu kadar soğuktu içim. Ben sadece buz tutmaktan korktum. Öğrenememiştim hala, faydasız korkunun bir boka yaramadığını ? kaç yüzyıllık gelenekti halbuki, ilk insanın yaratılışından bu yana. Hacimsiz bir şekilde, kendine bile yanılabiliyor işte insan.
Her aşk bir parça çocukluk taşırdı: mini minnacık bir ateş, ilk yüreğinde. Bu sebeple soysuzlaştım, ilk yattığımda dizine. Böyle başlamıştı masal. Kendimi teselli değil, açıklanamayacak tehlikeler vardı kendi nefretimde; terki geç kalınmış. Yalan söylemiyorum. Çok söylemişliğim, çok sessizliği bozmuşluğum vardır. Çiçeğin solgunluğu gibiydim, ağzıma aldığımda dilindeki şerbeti. Senin suçun yok! Ben budala bir kahramanım. Tanımım budur. Çok gördüm kendime, bu masaldan payıma düşen elmayı.
Yaşanabilecek zaman olmalıydı oysa daha. Lekesiz, aleni ve de ferah. Söyle! Bir şarkıyla bıraktığın sensizlik, hangi demokrasiye sığar. Aslında koyu bir senlik; hayali ve çoğul... Irkım çok savaş gördü ve kaybetti. Ama böylesi, kurutur her ırkı: sevmek suç olduğunda, plansızca, bütün noktalarıyla, her gün kendini tazeleyen bir yüzü. Böylesi, dermansız hastalık; kaç kişide bir kişinin başına lanetlenen. Ah böylesi, her su içişinde ölümü öper gibi Azrail'le sevişen bardak! Böylesi, her cana Tebrizi'nin eceli.
Öyle ki; kapılıp bütün alengirli seslere; kendimi susturuyorum şimdi. Görkemli bir şekilde intihar eden kadınlarla sevişiyorum. Sokak lambaları üşütürken kaldırımları, zihnimde bencil bir kaygı, mükemmel bir şizofreni... Fazlasıyla insanlıktan çıktı bedenim. Dakika dakika / saniye saniye, seni hatırlatıp herhangi bir şeye: kokunu bir çiçeğe, sesini bir çocuğa, kendimi unutuyorum. Biliyorum şiddetli bir travma bu. Ya da fevkalade melankoli... Hatta topraksız ölüm! Zararı yok! Siyasi değil hiçbir sözüm. Kızsan da bana, mühim değil! Hak ediyorsun sen, aleyhte böylesi bir özveriyi...
Dürüst olmalıyım!
Kurşun yok!
Benim ki temsili bir ölüm, göğsünde...