Kaldırım Üstü Atıflar
Topraktan çıkma birer lahitti
Tozu toprağı yutan
Tozu dumana katan transparan bir ten
İnsanı aşil kirişinden tutan
Güneşin şavkını daima üstünde bulan
İçli bir şarkı kadar mahzun,gafildi
Avuçlarımın ilk vasisi
İlk çizgi karakteriydi kaldırımlar
Yalın ayak ve mahcuptu çocuklar
Yalın ve yakındı aşklar
Toprak kadar üretken
Gökyüzü kadar derindi kulaçları
Gün gibi aydınlıktı sonra günahları
Çocuktular,aştılar,açtılar
Sofada emekleyen ilk mizan
İlk mizahi lisandılar
İstişareye aç tüne mestur
Ömre en düzayak destur sabidiler
Fikri zikirden uzak tutmayan
İlk empresyonist dalganın tanığıydı kaldırımlar
Kırılgan ve nezihti çocuklar
İnanç şahikasında arzdı bütün aşklar
Bir bir yalanlandılar
Cam kırıklarından öğrenmişlerdi ayrılığı
Bütünün pekala parçalarına ayrılacağını
Ayrılığında ömür törpüsünden farksız kılınacağını
Bilmek istediler,eşeleyip gördüler
Mezuralarla ölçülemeyecek kadar büyük bildiler hayatı
Gözleriyle algılayamayacak kadar devasa
Oysa bir karışlık hülyaydı anlattıkları
Bir ömürlük hibeydi dudaklarına yasladıkları
Bir ana derlenen mutluluktu anladıkları
Ve en büyük yalnızlık kırıcıydı kaldırımlar
Çocuktular,saftılar,zayıftılar
En önemlisi delişmen birer yalnızdılar
Dirseklerimi kavrayan dizlerim mi
Ellerimi avuçlayan kaldırım taşları mı
Yoksa saçıma tutturduğum kırmızı bir firkete mi
Çocukluğumun lafazan hâli
An be an seğiren özlemin mümessili
Belki de küçük bir öykü tekririydi bendeki
Küçük ama hâyâsız tek betimleyiş
Küçük ama kaygısız tek derleyiş
Çocuktular,yaştılar,yaş aldılar
Engin duyguları arşınlayan ilk aşk olup
Birbiri ardına paçalarını masumiyetten sıyırdılar..