Kendi Kendine Konuşan Şiir
- dört toynakla koşup uzak asyadan akdenize bir kurt pipisi gibi uzanan ülke -
yüzyıllarca atlarını terbiye etmeyi başarmış
çok iyi başarmış iyi etmiş
ama kurtlarını bir türlü dökememiş
terbiye edememiş
kaç tarafı denizlerle çevrili bilinmez bir ülke de
bir takım insanlar
ölülerini seven insanlar
ölülerini yıkamayı seven insanlar
ağıt yakmayı pek iyi bilen insanlar
düzenli insanlar var.
hergün kalkar ata binerler
ve ayran içmeye giderler
pekiştirerek severler bunu ve
ağzına kadar dolmuş kültabaklarını
kendilerine benzer çünkü
başka şeylere de benzer
ve başka şeylere benzemez.
kitaplara benzemez mesela
şiir kitaplarına evvela.
burdalar
burda duruyorlar
uluyup uyuyorlar.
insana yakışıksızca varlar.
- dereye kendi isteğiyle atlayanın ferahlığı -
eğer sıcak çok bunaltıcıysa
hangi dere olduğu farketmez
su her daim serindir.
- bin kişinin kuyudan çıkartamadığı -
şimdi sana bir soru sorsam
sen o soruyu başkasına sorsan
o başkası soruyu anlamasa
ama cevap verse
sen o cevabı bana söylesen
ben cevaba inansam
sonra hayatım boyunca başka soru sormasam
çünkü mutlu olsam
fazlasını, doğrusunu bilmediğim için çok mutlu olsam.
sonra gün gelse başkası bu cevap yanlış dese bana
bütün bildikleriniz yanlış dese ve doğruyu anlatmak için
kafasını bize uzatsa
huzurumuz kaçmasın diye
koparsak kafasını
kanını içsek kadeh kaldırıp.
bu böyle defalarca tekrarlansa
insan ne zaman doyar acaba böyle bir mutluluğa?
şerefe!
öküzün boynuzuna!
- bir sınır çizgisinin içinde yaşayamayanın gün aşırı düşündüğü -
yıllar önce birgün
farz-ı misal bugün
ikibin kişi loknataya gitmiş biftek yemeye
binbeşyüz kişi yeni bir pabuç satın almış
bir o kadarı gelinliğini giymiş
o kadarı ev sahibi olmuş
bir de üçbin kadarı öldürülmüş venezuela'da.
yıllar önce birgün
farz-ı misal bugün
kimbilir belki abilerinden kalma belki çöplükten bulma ayakkabıları
önünden geçtikleri lokanta sahibinin aşağılık bakışları
evim diyebildikleri için sevindikleri derme çatmaları
giymeyi hayal dahi etmedikleri gelinlik ve damatlıklarıyla
o gün
venezuela'da.
- ademoğlunun aklasığmaz yolcuğu -
bir de bakmışız ki ne görelim!
bir arpa boyu yol önümüzde
daha onu bile gitmemişiz!