Mazi
masum bir yel eser bir temmuz akşamı
mazinin kara saçlarına
içli bir ah
sabah sabah
kaşır,kapanmaz yarayı,deşer derine
ve bendeki sebil akar,efkarlı efkarlı
hafızası bulanık
teni yanık,zamanın kızıl avuçlarına
farkında değilsin ki
değen rüzgarın nefesim olduğunu
sıcaklığımı hissettiren ıslaklığın
içine gizli gizli dolduğunu
katre katre yağan,kar tanesiyim zemherilere
hüzünlerime sisler çökünce
fecr vakti düşlerim üşür
ve her sıtmada,kanlı dudaklarım mazimle öpüşür
incinir
gücenir,irkilir buralarda uzaklığım
saklı bakışlarında dağılır giderim,saman alevi gibi
ahraz dilim
son bekleyişim
son kurşun gibi,fırlar dilimin kınından
ister feryat de
ister isyan
duysun sesimi yaradan!
o kocaman ellerinle ıslanmış yanağımı avuçladığında
büyük bir veda kaldı derinde
şimdi sanma her şey eski yerinde
gayretledikçe dik yokuşları
kayıplarımla zorlar,nalına çivilendiğim hayat
ve giyinir yenilgim bayramlığını
kalmaz böylece,dilimde hiç bir tat
şimdi bu mazi ne yöne doğru akarsa aksın
biliyorum ki artık
bu saatten sonra sen bana haramsın
sevmek fedakarlıktır,uzaklığı hasretten başka şey vermese de
sevmek kanaatkarlıktır,hep alıp alıp,hiç bir şey vermese de...