Secereden Terhisliğimiz
dünler eski bir kül tablasında
çocukluğu en yalınlığıyla
bakıyordu işte
kılçık kürdan olmuş
oyuyor insanlığı dişlerinde
oluk oluk dökülüyor
kalmıyor
yanlızlığı soluyorum en derinden
yok kalmamış terkedilmeyen yer
dizlerinde yatıyorum odanın sakinliğinde
söz yanmaya muhtaç ateş kıvılcımı
döner kıvranır, kırılır benliğinde
benler çilleniyor,
küfleniyor anıların loş neminde
susmak batıyor uykunun bir yerinde
kimleri yok
kimlikleri yok
suretlerden çok, varlıklarında varlık yok
giysileri soyulmuş ruhlarının
üşümeye mecalleri de yok
farkedemezler, farkedemediler
üzülsekte "masumluk" masallardaki gerçekliğin yok
yürürler sinsice heceler üzerinde
izi görülmez, sözü dizilmez, özü bilinmez
yıkmıştı elleriyle, yıkmıştı
depremlerin bu işte suçu yok, haberi de yok
kazmıştı inceden kader
musalla taşına gidenlerin dönüşü yok diyerekten
atmıştı iki noktalı tarihini
2013'de yazılmıştır.
www.zubeydeyalcinkaya.com