Şiddetli Yaşam Maratonu
Şiddete uğradık biz de bir vakit
Yaş ağaca balta vurmanın ne olduğu anladık
Biz de yaş ağaca balta vurduk
Hatta balta vurmakla kalmadık
Bıçak vurduk zincir vurduk
Konuşalım diye bir dilimiz var
Lakin dilimizle de koca ormanı talan ettik
Ne vakit dolaşma isteği doğsa içimde
Bu kentin çıkmaz sokaklarında
Bir küfür deryasının,bir "ah kurtarın beni,vurmayın ne olur"
Feryatlarıyla irkildim
İrkildim irkilmesine de "Sen karışma birader yoksa sana da zarar veririz"
Tehditlerinin şiddetli rüzgarlarına karıştım
Önyargı denen yaralar deşiliyordu
Başı eğik bir insan gördüğümde
Kabuk bağlasın diye uğraşıyorlardı hala
Önyargı denen kan kaybından öldürecek yarayı
Uğraşıyorlardı ama nafile
Kendi yaram kabuk bağlayacak diye
Başkalarının yaralarını deşiyordu ademoğlu
Konuşmayı öğrenememişti hala beni adem
Hala diline hakim olmayı becerememişti
Bunun farkına varamıyordu hiç kimse
Çünkü herkes aynı yolda yürüyordu bu ayrımda
Bir kere de birisi merhamet ettim diyemiyordu
Diyemeyenler gün gelince merhamet diliyordu
Ne kadar garip değilmi?
Herkes kendi kurallarını koymuş kendi menfaati için
Kime sorsan bu kuralları evrenseldir onun için
Ya da "Yanlış düşünüyorsun" desen
Hemen bir tokat patlatıverir suratının ortasına
Ya "Baştan sona haklısın" desen
İşte o zaman allame-i cihan kesilir insan
Anlatamazsın insanlığa kainatın aşk üzere
Hatta ve hatta merhamet üzere yaratıldığını
Bir insana zarar verince kimin eline ne geçti?
Bir anlık sinir boşalmasından başka
Peki ya sonrasında ne oldu?
Hiç birşey değilmi hiçbir şey
Ben anladım da yaralamanın ne olduğunu
İnsanoğlu yaralanınca da mı anlamıyor
Anlamıyor evet anlamamakta ısrar ediyor
Herkes avare yürüyor sadece "Ben" diyerek
Yolun sonunu bilmiyor,yürüyor öylece pusulasız
Merhamet edesinizki merhamet bulasınız...