Şimdi Git !
Bilmezsin sırat'ın inceliğin de kirpiklerin sürüklüyordu beni hasret e,
görmezsin fırat'ın uzunluğun da bir ömür var dı avuçlarım da
onu da savurdum kalemi kırık ellerimle gökyüzüne,
durma hadi söyle,
görürüm maviye hasret gökyüzü yalan, o gördüğün kasvet de.
de ki öleyim,
de ki gömüleyim,
o çehreni sarmalayan, rengi buğday, adı toprak olana,
filizlensin yanağıma kondurduğun, o son buse den binlerce gül,
sen koksun tüm evren,
koparsınlar bağrımdan yüzlerce gönül seven,
verdiğim sözler şakağımın ortasına vurulmuş mührüm,
ömrüm yangındır benim, yüreğim külüm,
sanma ki ettiğin bana zulüm,
öldürdün be gülüm, ben değilim seslenen, bilesin ölüm.
hatırlamazsın namlunun ucunda duruyordu kurşun misali sözlerin,
yanmazsın güneş ten sıcaktı, o son bakışta gözlerin,
buz kesmişti kardelen çenekli ellerin,
bilmezsin okunaksız kader yazgısın da,
alnının tam ortasında kısalan çizgilerde bitiyor du kaderim.
görmessin gece yarıları, gırlağıma sarılan karabasan özlemleri rüyalarında,
bilirim mutluluk var,
bilirim sevgi var,
bilirim aşk var hülyalarında,
fakat bilmessin bileklerine vurulmuş zamanın akrebi soktuğunda,
mutsuzluğun ve umutsuzluğun zehirli sancıları başlar sol yanında,
şimdi soyun yalnızlığı üzerine giydirdiğin teninden,
şimdi aydınlat ve yak içine yıllar sakladığım o gözlerinin karasını,
şimdi sanmaki ettiğim sana zulüm,
öldüm be gülüm,
ben değilim seslenen bilesin ölüm,
şimdi terk et,
şimdi git,
şimdi.