Sultan Kırmızısı / Sultan Özcan'a
Sultan Özcan’a
Sultan’a renk oldu kırmızı
Aşkın ve ölümün rengi
Kırmızı giyen kadın[lar]
Otururken bedestende,
Kahra karşı binbir sadakat
Ç’[ay] tutuldu dilinde hakikat
Poz kesen halkın kadrajında
Ekmeğini verdi görünmez eller
Ey Mevlana şehri !
Tennuresi kırmızı semazenler
Cem etsin bu gece
Kırmızılı Sultan vardı uçmağa
Bütün kadınlar kırmızı giysin yarın
Musallâ taşından alınınca omuzlara
Ar’afa kırmızı dua aksın dilden dile
Hikâyesi kadim bir aşk gibi
Kılıç kesiği kan-revan
Gülüşü kırmızı yanaklarında
Mesnevi yazalım ey eş-şuarâ !
Bu ancak ve ancak böyle duyulur
Aşk adına ummana dalsın divit
Lâm Elif çekilsin Kayalı Park’a
Zafer’i boyayalım kırmızıya
Bir Edgü romanı sanılsa da
[Hakkâri‘de Bir Mevsim]
Kırmızılı kadın geçmiş silüet silüet
Hırçın dalgası falezlere vurunca
Çotanakları sarkmış şehirde
Maihülyaya dalmış,
Avuçlarından kaymış boş beşik
Bir ölümdür sarmış anne yoksulu
Bu döngüde filiz vermez olmuş başak
Kırmızıya kesmiş cümle aşk !
Ve ekledi :
[ Aşkı olmayanın olmaz imanı !]
Yahya İncik
İkiBinYirmiAltıTemmuzunOnİkisi