Susu’yorduk
bırakın
bırakın
biraz eylül essin içimiz..
-//
Susuyorduk,
-Di’li geçmiş zamanları hazine bilerek..
Susuyorduk,
Pür-yekün çatallı dillerimizi haksızlığa bileyerek
Haksızlık bela bir kurşundu
Barutu sinemizde biriken
Hu-şuydu..
Öyküler biriktiriyordu günebakanlar
Boyunları bükülürdü
Güneş açmasa
Bizim ermiş y/anlarımız aşkla d/emlenirdi
Kursağımızda
Ağız dolusu sevi’ye açlık
Medlerimiz- cezirlerimizi alçaltırdı
Birde yutkunduğumuz tuzlu su
İçerimizi yakardı
Dudaklarımızda p/iç bir günah
Dilimizde müptela efsunlu bir tövbe
Orta yerimiz karabasan
Şiirlere sığmayan
Güfteye aldırmayan
Şarkıyı tınlamayan
Ukte aralığı
Firar edebilirdik ,
çoğalttığımız düşlerimizden
Firar edebilirdik,
Canımıza sıkılmış kör kurşunu sindirerek
Namus bir sırçadan mabetti
Firar edebilirdik,
Cam kırıklarını namus niyetiyle tenimizden sökerek.
Neydi,
Ateşi böyle h/âr kılan
Neydi,
Taşı bunca sert
Kılıcı bunca keskin
Ruhu alabildiğince dingin
Ve eceli böyle rehin eden
Neydi,
Bizi bizlikten
Bizi ötelerden, öte kıyılardan sürükleyen
Neydi,
Ölümü iblise köleleyen
Neydi,
Günahı aklın zinasından koruyan
Ceplerimizin gizleğinden
Kan ve irin
Zulalayan.
Tek bir sözcük bize yeterdi
İçimizdeki s/övgüyü anlatmaya
Tek bir sözcük yeterdi
Bizi eriten amansız aşkı söyletmeye
Lâ/kin
Korku/yorduk
Sebebi yok oluşlarımız değil
Umarımız beklenen
Yüreğimizde doğum sancısı çeken
Bir yığın şiir..