Taş'lar ile Birinci Konuşmam
Bağıl nem kıyısında mora yakın mavi,
Varyant ve dahi içsel.
Bir dere,kızılağaçlar arasında,
Sırasınca sayısıyorum taşların nefesini,
Akışkan yüzeyde su,kaderi boyunca gitmekte.
Dökme kalıplar biliyorum sonra,
El yazması kitaplar,el işlemesi nakışlar,
Hattatlarda tanıdım,dikiş makineleride,
Ama beni en çok kazı mahalindeki ritueller etkiledi,
Kolay değil ki carbon 14 ve diğerleri .
Daldan dala konan serçeler gibiyim bazen,
Gögüs kafesimde ufacık kalbim,
Biraz korku,biraz heves ile güm güm güm.
Geri dönüyorum tekrar şiire,
Kunduracılar caddesinde bir herhangi bir yerde,
Bir ihtimal yada inkâr arası düş sarmalında,
Yağmur başlıyor,ben yürüyorum,
Yağmur başlıyor,ben aşık oluyorum.
Sonra bir film şeridi,siyah ve silik,
Zigana dağlarının başındaki sis gibi,
Ben kimim?
Hangi vakit sana vuruldum?
Ve ne vakit büyüdüm,karardım,gam tuttum,yas bağladım.
Ben aslında astarını yırtamamış bir yutku'yum,
Ve nedense hep içimde bir yarım kalmışlık,bir ukde.
Talih ve insan diyorum artık aşk künyesinin içeriğine,bir yudum insan,bir büyük aşk.
Sus'tum.
Taşlar'a 10 şubat 23:58