Uzaklardasın
senden y/itik benliğimle hücremden seyrediyorum,
başı öne düşmüşlüğümle
hayat bütün saydamlığıyla penceremden uzaklaşıyor
kendimi yüzlerinde bulamadığım insanlar görüyorum .
sokaklarda,
caddelerde,
şu devasa kentin loş ışıklarında,
hayatla barışık hayatla iç içe
akşamları yağmurların teninde ıslanmış yürüyorlar.
bense şu soğuk hücremin cehennemsi manzarasında,
yalnızlığımın ayazına oturmuş yangından şiirler içiyorum
yüzlerinden düşüyorum O' gülüşen insanların
aynalarımsa hep kırık
rüzgarların ısırdığı saçlarım,
kirpiklerim kırık .
bütün var gücümle bir resim çiziyorum kendimce
gözü kara bir kadın çiziyorum
ruhumdan üfleyip hücremin kıblesine asıyorum seni
ama yetmiyor / yetinemiyorum .
ey ben diyorum,
ey kara gözlerden y/itik
ey hücrelere beni mecbur eden kaderim diyecektim
sustum !...
sonra sana baktım isyanlarımı susturup
gözlerin sus diyordu bana
sus !
oysa susturamıyorum beni,
bastıramıyorum isyanlarımı .
ben yine içimden küfredeceğim hayata
beni yüzlerinden düşüren insanlara,
nisan yağmurlarına,
ve bana hüznü reva gören aynalara
ki bütün kirpiklerim O' kırık aynalardan düşüyor.
ey sevgili !...
benki köyünün amberinde,
bir zemheride ellerim hayal hayal üşürken akşamları
sen hücreme astığım cansız suretinle,
her an...
yüreğime hasretle düşüyorsun .
ayaz oluyorsun,
yangın oluyorsun,
bir fırtına olup cam kırıkları taşıyorsun hücreme
tenimdeki yaralar ondan
kana buluyorsun,
hüzne boğuyorsun beni .
hayal olup uzaklaşıyorsun gün be gün
şimdi hayat gibi uzaksın benden ey sevgili .